Ulusal Drama Günü 2005

 10 Ekim Ulusal Drama Günü

Çocuklar, oynuyor, eğleniyor, öğreniyor…

 UDG_2005-1

Ulusal Drama Günü’nün ilk bildirisi çocuk ve yetişkinlerden gelen mesajlardan oluşmaktadır.

 

Drama Nedir?

Olmayan bir şeyi varmış gibi oynamak çok güzel. Mesela, bir oyun oynarken ateş yok ama ateşi yakıyormuş gibi yapıyoruz. (Damla, 9 yaş)

Bir insanın hem eğlenip hem de öğrenmesidir drama. Hem mutlu olmayı, hem de hüzünlü olmayı başarırız.
(İdil, 11 yaş) 

Drama kaplan olmaktır. (Ateş, 4 yaş) 

Tiyatro öğrenmek için. (Hakan, 6 yaş)

Maske takmak ve dans etmek için. (Tan, 5 yaş)

Herkesi korkutmak için. (Ecem, 5 yaş)

Oyun oynamak, dans etmek, maske takmak, tiyatro öğrenmek için. (Kerem, 6 yaş)

Bilmediğim şeyleri ve konuşmayı öğrenmek için. (Esin, 5 yaş)

Oynayarak öğrenmek için. (Seven, 6 yaş)

Oyun oynamak, dans etmek için. (Fatma, 4 yaş)

Öğrenirken eğlenmek, eğlenirken öğrenmek…  Hem de kalıcı öğrenmek için, kendi duygularınızı ve yaratıcılığınızı keşfetmek ve geliştirmek için harukulade bir aracınız var. Drama… Gün be gün çoğalmak dileğiyle… Dilek Eyirboyun – Zonguldak 

Bir çocuğun bir matriks listede kendisine ait bilgiyi bulmasına yardımcı olmuştum. Bir kaç kez giderek panodan listeyi okumayı öğrendi. Gelip gözleri ışıldayarak teşekkür edince ben de mutlu oldum. Daha önce o listeye başka çocukların elinden tutarak gittiğim de olmuştu. Ama onların ne gözü ışıldamıştı ne de teşekkür etmişlerdi. Drama çalışmasından sonra ben de o çocuk gibi hissediyorum. Teşekkür ederim. Gamze Kaftanoğlu – Antalya 

Merhaba genç arkadaşlarım – Sevgili Çocuklar… Beyniniz kadar bedeninizi kullanmak, yaratmak ve yeni oyunlarla yaşam bulmak ne büyük güzellik, iyilik…Ne mutlu size… Ve sizi izlemek bizler için ne büyük deneyim. Teşekkürler… Sizler yaşamın anlamısınız. İyi ki varsınız… Sevgiler… Tülay Çellek – İstanbul 

Merhaba, Tiyatro oyun yazarı ve yönetmeni olarak yetişkinlerin tiyatro yapmalarını çok önemli buluyorum. Ancak çocuklar sözkonusu olduğunda bu önem katlanarak geliyor önümüze. Çocukları tiyatroyla sarmaş dolaş kıldığımda nelere tanıklık ettiğimi bilseniz.. Yaşamı yeniden yeniden çocuk dimağıyla birlikte üretmenin o doyumsuz tadını daha uzun süreçlerde paylaşmak isterim sizlerle.. Ancak sınırlı bu zamanda genel olarak tiyatroyla tanışan çocuklara ilişkin şunları iletebilirim: Tiyatroyla tanışan minikler, dış dünyayı ve çevrelerinde olup biteni gerçekliğiyle algılayabiliyorlar ancak sınırlı değil farklı bakış açıları sunabiliyorlar. İzleyici değil,  yaratan oluyorlar, yaşama değişik pencerelerden bakmasını öğreniyorlar, bir sorunun ya da durumun ille de dayatıldığı gibi tek bir sonucunun olmadığını görüyorlar ve  kendileri de gelişmelere varlıklarını koyabiliyorlar, yaşama belirleyici olarak katılıyorlar.. Miniklerin zengin dünyaları henüz yaşamın katı kurallarının taşlarında öğütülmeden derinliklerinin artmasına katkı sağlayan tiyatro, kendilerinin kim olduğunu anlayıp güvenlerinin  artmasını da sağlıyor… Kısacası tiyatro meslek olarak seçilmese de, sağlıklı nesillerin yetişmesinde tiyatronun azımsanamaz katkıları olduğunu anımsatıyor, tüm tiyatrocu minik arkadaşlarımla renkli dünyalarda buluşmayı umuyorum. Sevgilerimle. Mine Ergen (Yazar – Yönetmen) – İstanbul 

“Kanı kanla birleştireceğim, kanı kemikle; bir şey yaratacağım benzeri görülmemiş, adı İNSAN olacak, ilk insanı yaratıyorum.” Yaratılış destanında Kral Marduk (güneşin oğlu) Ea’ya insanı bir sanat eseri gibi yaratmak istediğini söylüyor M.Ö. 2500 yıllarında…Binlerce ad, binlerce kılıkla bize anlatılan ve aradan geçen binlerce yıla rağmen aynı dirilik ve canlılıkla karşımıza dikilen İNSAN kim? M.S. 2005. Oyunun gücü dramayla bu gün hala arayışımıza devam ediyoruz… Ulusal Drama Günü kutlu olsun. Sema Alevcan – Ankara 

Sevgili Oluşum Drama Enstitüsü ailesi ve drama ile ilgili arkadaşlar. Kurduğunuz/muz dünya o kadar güzel ve doğru ki, sanki gerçek değil. Ama bu dünyanın sürekliliğine ve bana kattıklarına bakınca gerçekliğini kanıtladığını görüyorum. “Ulusal Drama Günü”müzün iyi ve doğru için yeni bir adım olmasını diliyorum. Sevgilerle…
Yard. Doç. Dr. Mustafa Sekmen. (Anadolu Üniversitesi, Devlet Konservatuarı, Sahne Sanatları Bolümü Öğretim Üyesi) – Eskişehir  

Yapılan çalışmaların güzelliği, geleceğin daha güzel olacağının habercisi. Gücünüz bol olsun. Başarılarınız daim, gününüz kutlu olsun. (İsimsiz) 

Ulusal Drama Günü’nün ülkemizde Drama’nın önemi anlaşıldıktan sonra kutlanmaya değer bulunacağına eminim. Drama gününüz kutlu olsun. Dramanın birleştiriciliğinin ve sağaltımının tiyatroda da var olacağı günler adına “çok yaşa Drama!”. Hasan Hüseyin Karabağ – İstanbul

Hayata anlam veren uygulamalarınız, kişiyi mutlu eden çalışmalarınız, çevreye sıcacık iletiler yayan ağınızla yaptığınız çalışmalarla iyi ki varsınız. Kutluyorum emeği geçenleri… Gücünüz bol ve daim olsun… Şehriban Kasapoğlu – Ankara

 

Ankara Hepimizin sahip olduğu en değerli varlık çocuklarımız. Hayatımıza renk katan yine çocuklarımız. Gülen minik gözleriyle bize mutluluk veren çocuklarımız. Onlara bir kez daha sımsıkı sarılalım ve Oluşum’un bize armağan ettiği bu gün ve her gün bırakalım çocuklarımız oynasın… Sevgiler. Derya Özer – Ankara