ilköğretimde drama sunuş

SUNUŞ

Arketip ile prototip çoğu zaman birbirine karışıyor. Bir uğraşıda, neyin arketip neyin prototip olduğu unutuluyor. Bu tespitin kültür tarihi içindeki karşılığı gerçeğin unutulması, öz’den uzaklaşma oluyor. Öyleyse bir uğraşıda öz’ü nasıl tespit edeceğiz? Neyin arketip, neyin prototip olduğunu nasıl anlayacağız?

Bu arayışta, tarihsel süreci düşünmek – göz önünde tutmak gerekiyor. Dramanın bu gün nasıl olması gerektiği sorusuna, tarihsel açıdan bakıldığında, yani mit – rit – drama ve dramadan tragedyaya dönüşümde, giderek Rönesans, Coğrafi Keşifler, Reform, Aydınlanma, Fransız İhtilali ve Sanayi Devrimi sürecinin “insanı, insan olarak algılama” ve “çocuğu eğitimin odağında görme” uyanışında yanıt bulunabiliyor.

İnsan atasının, doğanın döngüsünü sağlamak için tamamen işlevsel olarak yansıladığı rit, her seferinde “şimdi burada” ilkesinden hareket ediyor. Aynı rit, her seferinde yeni duygudurumları yaşatıyor. Her yeni oynayış, yeni yaşantılar sağlıyor. Katılımcı o rit için öngörülen hedef doğrultusunda, tümüyle özgür olarak oynuyor.

Yaptığımız iş drama; atölye çalışmaları, bildiriler, söyleşiler, tartışmalar ve diğerlerinin hepsi çocuklar için, insan için. Dernekler, seminerler, akademiler ve diğerlerinin hepsi insan için. Dramanın arketipi insan oluyor. Dramada bazen insan prototip oluyor diye üzülüyorum.

Türkiye Drama Liderleri Buluşması ve Ulusal Drama Semineri dördüncü kez düzenlendi. Seminere ülkenin dört bir yanından dramacılar katıldı. Ağrı, Edirne, Antakya, Samsun, Zonguldak, Mersin, Balıkesir, Osmaniye, Çanakkale, Erzincan, Bartın, Denizli, Adapazarı, Kocaeli, Yalova, Bolu, Bursa, Eskişehir, Isparta, İstanbul, İzmir, Muğla, Polatlı, Bala ve Ankara’dan dramacılar üç gün boyunca tartıştılar, çalıştılar.

UDS’nin bir seminer olmasının ötesinde bu alanda çalışan ve atalet halinde olanlar üzerinde tetikleyici bir etkisinin olduğunu hissediyorum. Bu tetiklemenin bir panik haline dönüşmesi ve değersiz ürünler ortaya koyması ise bir üzüntü sebebi olur, diye düşünüyorum.

Dramanın arketipi çocuklardır ve onlar uçsuz – bucaksız ve sonsuz bir derya gibidirler. Bizler ise bu sonsuzluğa, değersiz, zerre olarak bile görünmeyen bir katkı sağlayabilirsek eğer, bayram çocuğu gibi sevinçle dolar yüreğimiz…

Aklımıza takılmakta, sormaktayız; bu çalışmalar çocuklara ulaşabiliyor mu? Uzunköprü’deki, Şemdinli’deki, Sürmene’deki ve Manavgat’ın dağ köylerindeki çocuklara, ulaşabiliyor mu? Ulaşmasını diliyorum.

Teşekkürler;

Çankaya Belediyesi Eğitim – Kültür Müdürlüğü’ne ve Eğitim – Kültür Müdürü Sayın Şemsettin DURMUŞ’a,

Ankara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Fakültesi’ne ve Dekan Yardımcısı Sayın Ayşe Çakır İLHAN’a,

Ankara Üniversitesi Drama Topluluğu’na, liderleri Nurhan ÖKTEM’e ve Ankara Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Daire Başkanlığı’na,

Çağdaş Drama Derneği’ne; sevgili Ömer’e, Tülay’a ve Fatma’ya,

Çankaya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü Tiyatro Komisyonu sorumlusu Sayın Necla TOSUN’a,

Oluşum’daki canlara, en çok da onlara, UDS’ye emek verenlere, işlerini büyük bir ustalıkla ve yürekleriyle yapanlara, yürekten bir kez daha kucak dolusu sevgiyle; Volkan, Göksel, Ufuk, Canberk, Canan, Sema, Pınar, Ayben, Gonca, İlkay, Mehmet, Melis, Serap, Sibel, Şimel, Yasemin, Derya ve Nuran’a,

Kitabı defalarca okuyarak düzeltmeleri yapan, bir işi yapmanın “önemli” olduğunu ama zamanında yapmanın “değerli” olduğunu gösteren sevgili Sema ve Göksel’e bir kez daha,

Kitabın hazırlıkları sürerken sevgimi yeterince gösteremediğimi düşündüğüm ama bunu büyük bir olgunlukla karşılayan kızım Jeyan İdil’e, beni bağışlaması dileğiyle,

ve çocuklara, dramacıları bekleyen çocuklara…

Teşekkürler…

2003 yılı Haziran ayında, “okulöncesinde drama ve tiyatro” konusunun işleneceği Türkiye 5. Drama Liderleri Buluşması ve Ulusal Drama Semineri – 2003’de buluşmak üzere, dramanın arketipinin çocuklar olduğu gerçeğinin unutulmaması dileğiyle, sevgi ve dostlukla; merhaba…

 

Naci ASLAN