dramaya çok yönlü bakış 2 sunuş

İKİNCİ BASIM İÇİN SUNUŞ

Dramaya Çok Yönlü Bakış temasıyla 23 – 25 Haziran 2000 tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştirdiğimiz, Türkiye 2. Drama Liderleri Buluşması ve Ulusal Drama Semineri kitabının ikinci basımı ile karşınızdayız. Elinizdeki ikinci basım için neredeyse kitabı yeniden yazdık. Öncelikle yazım hatalarını düzelttik ve birkaç resim ekledik. Daha sonraki yayınlarımızda kullandığımız yazım biçimine uygun hala getirdik ve tartışma oturumları ile atölye çalışmalarını okuyanın daha kolay kavrayabilmesi için düzenledik.

Dramaya çok yönlü bakabilmek aslında dramatik eğitimin temel düşüncesini de ifade etmektedir. Her bireyin farklı öğrenme yolları vardır. Drama öğretimde bir yöntem olarak kullanıldığında, her öğrenme biçimine hitap edebilecek şekilde düzenlenir ve farklı öğrenme biçimlerine uygun teknikler kullanılır. Drama sürecinde öğrenen kimi zaman oynar; kimi zaman mektup yazar, gazete sayfası hazırlar; kimi zaman elleriyle malzemeye şekil verir; kimi zaman tartışır, anlatır, dinler ve kimi zaman da diğer duyularını kullanarak öğrenir. Bu süreçte katılımcı, hem eğlenmekte, hem de öğrenmektedir. Süreç katılımcıya sadece bilgi öğretmekle kalmamakta, birtakım beceriler ve değerler de kazanırmaktadır.

Tüm bu hedeflere ulaşabilmek için, çalışılacak içerik “dramatik bir süreç” haline getirilir ve drama lideri bu dramatik süreci, grubun etkin bir biçimde paylaşabilmesi için uygun düzenlemeler yapar ve katılımcıların farklı öğrenme biçimlerini dikkate alır. Drama liderinin bunları gerçekleştirebilmesi için drama liderlik eğitimini ehil ellerden alması önemlidir. Çünkü yukarıda anlatılanlar sadece taklit ederek başarılamayacak hedeflerdir.

1999 yılından bu yana Oluşum Yayınları’nın on kitap ve pek çok dergisinin özveri ve titizlikle basılmasını sağlayan Omay Ofset sahibi değerli insan Mustafa Pişkin’e teşekkür etmek isterim. Mustafa Ağabey, bizi insan yapan değerlerin tümüyle yitip gitmediğini, ahlakın ve erdemin sözde kalmadığını gösterdi. Kendisi Selçuklu’dan bu yana süregelen Anadolu esnafının sabır ve hoşgörüsünü yaşamakta ve Ahi Evran’ın “ahlak ile sanatı ahenk içerisinde birleştirdiği” Ahi geleneğinin günümüzdeki temsilcilerinden biridir; şükranlarımı sunarım. 

Kitabın son provalarını okuyan Sevgili Sema ve Derya’ya “ellerinize sağlık” demek, yetersiz kalır, bilirim. Bazen “biz mi hayatı erteliyoruz, yoksa hayat mı bizi erteliyor” ikilemini yaşasak da, tüm bunların da bir “erteleme” olabileceğinden endişe ederim. Emeği geçen herkese teşekkürler.

 

Naci ASLAN
Mayıs 2007, Ankara