drama ve müze sunuş

SUNUŞ

Türkiye Drama Liderleri Buluşması ve Ulusal Drama Semineri’nin üçüncü kez düzenlenmiş olması bizler için gurur kaynağı olmaktadır. Herkesin bildiği gibi böylesi organizasyonları, herhangi bir destek almadan düzenlemek son derece yorucu olmakta ve özveri gerektirmektedir. Buna rağmen profesyonel bir ekip, çalışmalarını sürdürmektedir. Üç yılda, üç ulusal seminer düzenleyip, üç kitap yayınlamak, ülkemizdeki kitap okuma sorunları da düşünülürse, sadece yürek işi olmaktadır. Hedefi, drama alanında, nitelikli projeler üretmek olan Oluşum Tiyatrosu ve Drama Atölyesi, kimi kurumların bu alanda tekel olma çabalarına tebessüm ederek, inandığı yolda yürümeye devam etmektedir.

Buluşma ve Seminer’in ülkemizdeki drama çalışmalarına yeni açılımlar getirmesi gerektiği inancımızın hayata geçtiğini, çeşitli geri bildirimlerle öğrenmek, bizleri yeni buluşma ve seminerler düzenleme doğrultusunda yüreklendirmektedir.

Üçüncü Buluşma’nın konusunun “Müze Pedagojisi” olmasına karar verdikten sonra, bu alanda çalışan herkese ulaşılmıştır. Tüm destek olanlara burada bir kez daha teşekkür etmek, bizler için bir görev olmaktadır. Buluşmada Müze Pedagojisi’nin hedeflerini Prof. Dr. Fersun PAYKOÇ şöyle dile getirmiştir.

 

  • İnsanın değişen dünyaya uyum sağlamasına yardımcı olmak.
  • İnsanların yaşadıkları ortama yabancılaşmalarını önlemek.
  • Geçmişle, şimdiki yaşam arasında bağ kurmak.
  • Günümüzün sorunlarına ve çatışmalarına yönelik anlayış kazandırmak.
  • Sergilen objelerle insanlar arasında köprü kurarak, objelerle onların yaşantılarının bütünleştirilmesini sağlamak.
  • Objelerin maddi veya ideal değerleri ile algılanması yerine, insan yaşamının somut ve otantik bir belgesi olarak algılanmasını sağlamak.
  • İnsanların bugünkü yaşantılarıyla, objelerin bağlantısını kurarak, siyasi, kültürel, sosyal, ekonomik ve ekolojik ilişkilerini anlamalarını sağlamak.
  • İlişkileri anlamanın yanı sıra onların araştırıcı yönlerini geliştirmek.
  • Bilgiyi insanın kendisinin araştırıp geliştirmesine olanak sağlamak.
  • Bireylerin zamanını yaratıcı bir biçimde değerlendirmek.
  • Müzeyi bir yaşam biçimi haline getirmek, iletişim ve öğrenmeyi yoğunlaştırmak amacıyla olanakları sağlamak.
  • Müze ekonomisi geliştirmek.

 

Paykoç bu hedeflere ulaşmada müze yöneticilerinin aşağıdaki soruları sorup, müzelerini buna göre düzenlemeleri gerektiğini de belirtmiştir.

  • Bireyin bilgileri kendisinin geliştirmesi için müzede ne yapılıyor?
  • Müze ziyaretçine hazır olarak sunduğu bilgileri, nasıl bir anlayışla ya da felsefe ile sunuyor?
  • Müzede öğrenme, nasıl aktif hale getiriliyor? Ziyaretçiyi meşgul etmek, dikkatini toplamak için ne yapılıyor?
  • Müzeler; fiziksel, sosyal ve zihinsel yönden nasıl tasarlanıyor? Objeyi; tarihini ve sadece bilgileri düşünerek mi, yoksa onu izleyen insanın psikolojisini, özelliklerini, gelişimini düşünerek mi sunuyoruz?

Tüm bu bilgiler ışığında, hedeflere ulaşmada, önümüzdeki sürecin uzun ve güçlüklerle dolu olduğunu biliyoruz. Ancak içimizde geleceğe dair umut hep var olmaya devam edecektir. Öğrenmeyi, sadece okulda yapılan bir etkinlik olarak düşünmek, artık çağın gerisinde kalmaktadır. Buluşmada yaşantıya dayalı öğrenmenin öneminden sıkça söz eden Sayın Dr. H. Ömer ADIGÜZEL şunları söylemiştir. “Eğitim sistemimizin en çok eleştirilen yönlerinden birisi; çok yönlü zekaya, duyguların eğitimine ve duyuşsal eğitime yönelik bir uygulama yapamamasıdır. Programlarda bunların hemen hepsi ideal bir şekilde varsa da, bu programa uyulması konusunda inanılmaz zorluklar mevcuttur. Bunların pek çoğu, öğretmenden, okuldan, eğitim politikamızdan ya da ekonomiden kaynaklanabiliyor. Eğitim dizgemiz, öğrenciye, kayıtsız şartsız bilgiyi depolama ve ondan aynı bilgiyi isteme, sınavlarda da başarı göstermeyi bekliyor. Bu anlayış yaşantılara dayalı öğrenmeden uzak ve öğrenilenin çok kısa bir süre içinde unutulmasına neden oluyor.”

Bizler dramacılar olarak bu seminerden çok şey öğrendik. Umarız sizler de bu kitabı okuduktan sonra uygulamalarınıza yeni açılımlar getirirsiniz.

Emekleri, çabaları ve destekleri için;
Buluşma ve Seminerin düzenleme ve yürütme kurulunda yer alan Can’lara (Canan’a, Ufuk’a, Arzu’ya, Yasemin’e, Canberk’e, Derya’ya, Volkan’a, Sibel’e, Mehmet’e),Buluşmanın mekanını sağlayan Çankaya Belediyesi yöneticilerine,
Açılışta verdikleri mini konser için Canberk Can ve arkadaşlarına,
Kitabın düzeltilmesindeki çabaları için Yasemin’e, Sema’ya ve Göksel’e
Beni bağışlamaları dileğiyle, unuttuğum herkese; yürekten merhaba..

 

Naci ASLAN