Ana Sayfa | Bize Ulaşın | Site Haritası | English  
Çocuk - Ergen Grupları Drama Liderlik Programı Ulusal Drama Semineri Tiyatro Yayınlar Etkinlikler Ulusal Drama Günü T.C. MEB Aktif Oluşum

Drama Uygulama Örnekleri
Kuramsal
Drama Tarihi
Dramada Kim Kimdir
Bunları Biliyor musunuz ?
Referanslarımız
Yitirdiklerimiz...
Linkler
  • Yaratıcı Drama Liderlik Programı 2014-2015 Güz Dönemi Kayıtları Başladı
  • Yaratıcı Drama Çocuk-Ergen Grupları Kayıtları Devam Ediyor
  • ULUSAL DRAMA SEMİNERİ 2014 -gelişim ve drama-
  • Oluşum Drama Enstitüsü Ankara Drama Atölyesi Çocuk-Ergen Grupları Yılsonu Gösterisi
  • 19 Mayıs 1919 Samsun
  • Yaratıcı Drama Eğitici Eğitimleri
  • Balıkesir Yaratıcı Drama Liderlik Programı
  • Samsun Yaratıcı Drama Liderlik Programı
  • Bolu Yaratıcı Drama Liderlik Programı Bahar Dönemi Kayıtları Başladı
  • Antakya Yaratıcı Drama Liderlik Programı
  • Drama İlköğretim Okullarında Zorunlu Ders Olmalı Mı?
     Seçmeli ders olmalı.
     Zorunlu ders olmalı.
     Ders dışı etkinlik olmalı.

    11.547 kişi oy verdi.
    Sonuçları göster
    11.348

     

     

     


    Yaratıcı Drama Liderlik Programı'nı
    tamamlayan katılımcılarımızın bitirme projelerinden bazı örnekler.

     

     

    Selda Cesur
    60 Aylık Çoçukların Sosyal Becerilerinin Gelişimin Desteklenmesinde Drama Yönteminin Kullanılması

    Sosyal Beceriler Türkiye’de son yıllarda daha sıklıkla çalışılan konulardan biridir. Sosyal yaşamda başarılı, etkili ilişkiler kuran kişilerin bireysel ve toplumsal açıdan önemi ortaya konuldukça bu alandaki çalışmalarda hız kazanmıştır. Erken çocukluk dönemi, diğer gelişim alanlarında olduğunda olduğu gibi sosyal gelişimlerde önemli ilerlemelerin kaydedildiği yıllardır. Küçük çocukların sosyal yeterlilik kazandırılması, sosyal becerilerinin gelişmesi bu döneme ait gelişim görevleri arasında yer almaktadır. Yaşamın ilk yıllarında kazanılan sosyal beceriler, okul öncesi dönemdeki ve uzun süreli olarak sonraki yıllardaki sosyal ilişkileri yakından etkileyebilmektedir. Bu nedenle okul öncesi eğitimi, sosyal becerilerle ilgili etkinlikleri de kapsamalıdır. Çocuklarla aktif katılım, yaparak- yaşayarak öğrenme ilkeleriyle gerçekleştirilecek bu drama etkinlikleri sosyal becerilerini ve dolayısıyla sosyal yeterliliklerini geliştirecektir (Gülay ve Yeni bayrak- 2010: 1).

    Okul öncesi döneminde sosyal beceri kazandırmada drama yönteminden yola çıkılarak yapılan bu çalışma 60 aylık çocuklarda sosyal beceri geliştirmede drama yönteminin kullanılmasını konu almıştır. Bu proje Üstün Dökmen Beysukent Anaokulu Yağmur Damlaları Sınıfının 5’i erkek 3’ü kız toplam 8 öğrencisiyle birlikte yapılmıştır. Projenin konusuna uygun olarak hazırlanmış gözlem formu uygulamadan önce ve sonra olmak üzere toplam iki kez uygulanmış ve tek tek analiz edilerek elde edilen bulgular incelenmiştir. Bu çalışma çocukların doğasında olan oyunu eğitsel alana taşımamızın etkililiği konusunda, drama yönteminin sosyal beceri kazandırmada uygun bir yöntem olduğunu, drama yöntemi ile sosyal beceri kazandırma sürecinin daha zevkli, eğlenceli, ilgi çekici ve çocukların istekli bir şekilde işleyeceklerini gösteren bir çalışmadır. Bu çalışmanın konusu olan Sosyal Beceri Eğitimi ve Drama yöntemi ile ilgili araştırmalara ve bu konu hakkındaki düşüncelere de yer verilmiştir.


    İlkem Altaş
    60-72 Aylık Çocukların Problem Çözme Becerilerinin Gelişiminin Desteklenmesinde Drama Yönteminin Kullanılması

    Ana okulunda eğitim gören 60- 72 aylık çocukların  problem çözme becerilerinin, drama yoluyla geliştirilmesini konu olan projenin birinci bölümünde drama yönteminin tanımı, dramaya farklı yaklaşımlar getiren ekoller, bir drama oturumunda olması gereken aşamalar ve projede kullanılan tekniklerden bahsedilmektedir.
    İkinci bölümde erken çocukluk dönemine genel bir bakış yapıldıktan sonra proje uygulama kitlesi olan 60-72 aylık çocuklarının gelişim özelliklerine ve gelişim alanlarına göre ortaya koydukları özellikler psikomotor gelişim özellikleri, dil gelişim özellikleri, bilişsel gelişim özellikleri, sosyal-duygusal gelişim özellikleri  ve öz bakım becerileri olarak ele alınmıştır.
    Üçüncü bölümde problem çözme becerisinin tanımı yapıldıktan sonra, problem çözme becerisinin önemi, problem çözme becerisini etkileyen faktörler ve problem çözme becerisinin aşamalarına değinilmiştir. 
    Dördüncü bölümde projenin amacı olan  60-72 aylık çocukların problem çözme becerilerinin drama yoluyla desteklenmesi ve buna bağlı oluşturulan alt amaçlardan bahsedilmektedir. Projenin konusu ile ilgili kavram ve terimler, konu ile ilgili yapılmış benzer çalışmalar, kuramsal tartışmalar, uygulama bölgesi ve zamanlama yer almaktadır. Bu bölümün sonunda uygulanmış olan on iki tane proje oturumu da yer almaktadır. 
    Beşinci bölümde uygulama sonrası elde edilmiş  veriler ve bu verilere dayanarak oluşturulan öneriler yer almaktadır. Ayrıca problem çözme becerisi gözlem formunun bir örneği, uygulamalar sırasında çekilmiş fotoğraflar ve çocukların yaptığı resimlerden bazıları bu bölümün sonuna eklenmiştir.

     

    Nur Öyküm Yılmaz
    İlkokul İkinci Sınıf Öğrencileri ile Değerler Eğitimi ve Drama – Saygı Eğitimi ve Drama –

    Öneriler
    Elde edilen sonuçlara dayanarak öngörülen öneriler aşağıda belirtilmiştir
    Drama uygulanan gruplarda sosyal gelişimi ve iletişimi desteklenir. Okul öncesi dönemde yaratıcı drama ile sosyal duygusal gelişiminde grup işbirliği ile öğrenme için ilk adımı oluşturabilir.
    Değerler drama ile oyunlaştırılıp, öğrenme kolay ve zevkli hale getirilebilinir.
    Drama çocukların birlikte çalışarak sosyal duygusal alanda bir problemi çözmelerini sağlayabilir.
    Değerler eğitiminde drama yönteminin kullanılması çocukta hayal gücünü  geliştirerek yaratıcı düşünmeyi sağlayabilir.
    Çocukların kendi duygularını ve başkalarının duygularını daha iyi anlamasına yardımcı olabilir.
    Sosyal ve duygusal gelişimde drama yönteminin kullanılması çocukta sebep ve sonuçları anlama yeteneğini geliştirebilir. Ayrıca düşünceleri ve olayları, mantıklı bir sıraya koyma kapasitesini geliştirmeye yardım edebilir.
    Drama çocukların çalışmalara aktif olarak katılmasını sağlar; çocuklar drama çalışmalarında aktif olarak rol alıp ne kadar katılırlarsa bilgileri yorumlama becerileri de o oranda artar.

     

    Hacer Atasağan
    Tarih ve Drama

    Üzerinde yaşamakta olduğumuz topraklar, Anadolu’ da kurulmuş olan pek çok medeniyete beşiklik etmiştir. Kültürel ve tabiî değerler açısından çok az ülkede görülebilecek olan zenginlik ve çeşitliliğe sahiptir. Anadolu’da nereye gidersek gidelim karşımıza insanlığın ilk yerleşimlerine ait izler, bir antik şehir, bir kilise kalıntısı, kervansaraylar, camiiler, saraylar ve bunlar gibi saymakla bitmeyen birçok tarihi ve sanatsal değer taşıyan eserler karşımıza çıkar.
    Hangi birey yada toplumun ele alınırsa alınsın kendi kimliğini sahip olduğu tarihi sürecin kendisine kazandırdığı niteliklerle elde etmektedir (Bıçak, 1996: 50). Bu bağlamda Anadolu toplumu gibi her toplumun da kendisini yaşadığı toprakların tarihsel süreci ve kültüründen ayrı tutması olanaksızdır. Gelişimin olabilmesi insanların geçmişini bilmesi ile kolaylaşır. Bu yüzden kültürel mirasımızın korunması için toplumun bilinçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Bu da “ağaç yaşken eğilir” atasözünde olduğu gibi erken yaşlarda çocuklara Sanat eğitimi verilerek, tarihi eserleri tanıtarak ve bir farkındalık oluşmasını sağlayarak gerçekleştirmek mümkündür.  

    Çocuklar ancak onlara ilginç gelen konuları dinlerler. Dinlemekten çok hareket etmek ve etkinliğe aktif olarak katılmak isterler. Ancak geleneksel eğitim sistemimiz çocuğun pasif olarak dinlemesini öngörür. Bu durumda çocuk duygularını harekete geçirmek yerine, hazır olanı almakta ve verilen bilgileri özümseyememektedir. Oysa öğrenmenin ön koşulu duyguları harekete geçirmektir. Duyguları harekete geçirmek, yukarıda olduğu gibi bilgileri ikinci elden değil, birinci elden almakla olur. Birinci elden öğrenmenin en önemli yolu da yaparak ve yaşayarak öğrenmektir. Drama yaparak ve yaşayarak, birinci elden öğrenme yöntemidir. Burada çocuklar etkinliğe doğrudan ve aktif olarak katılırlar. Düşüncelerini özgürce ifade ederler, gözlem yaparlar, denerler ve kendileri keşfederler. Böylesine bir yöntemle öğrenilen bilgilerin hiçbir zaman unutulmadığı bilinen bir gerçektir (Aslan, 2007: 14).

    Drama yöntemi kullanılarak, ideal öğrenme ortamı oluşturulur ve katılımcılara Anadolu’nun tarihi ve kültürel zenginliğini kalıcı bir biçimde öğrenmeleri sağlanır. 


    Berna Gürsoy
    İLKÖĞRETİM II. KADEME ÖĞRENCİLERİNİN SOSYAL BECERİLERİNİN GELİŞİMİNİN DESTEKLENMESİNDE DRAMA YÖNTEMİNİN KULLANILMASI 

    İlköğretim ikinci kademe öğrencilerinin proje planı kapsamında belirlenen sosyal becerilerinin, drama yoluyla geliştirilmesini konu olan projenin birinci bölümünde drama yönteminin tanımı, dramaya farklı yaklaşımlar getiren ekoller, bir drama oturumunda olması gereken aşamalar ve projede kullanılan tekniklerden bahsedilmektedir. İkinci bölümde ergenliğe genel bir bakış yapıldıktan sonra proje uygulama kitlesi olan 12-14 yaş çocuklarının gelişim özelliklerine, bu yaş grubunun fiziksel ve fizyolojik gelişimlerine değinilmektedir. Üçüncü bölümde sosyal becerinin tanımı yapıldıktan sonra, sosyal becerinin önemi, sosyal becerinin sınıflandırılması ve sosyal beceri ve drama konusundan bahsedilmektedir. Dördüncü bölümde projenin amacı olan İlköğretim İkinci Kademe Öğrencilerinin Sosyal Becerilerinin drama yoluyla geliştirilmesi ve buna bağlı oluşturulan alt amaçlardan bahsedilmektedir. Projenin konusu ile ilgili kavram ve terimler, konu ile ilgili yapılmış benzer çalışmalar, kuramsal tartışmalar, uygulama bölgesi ve zamanlama yer almaktadır. Bu bölümün sonunda uygulanmış olan on iki tane proje oturumu da yer almaktadır. Beşinci bölümde uygulama sonrası elde edilmiş istatistiksel veriler ve bu verilere dayanarak oluşturulan öneriler yer almaktadır. Ayrıca sosyal beceri ölçeğinin bir örneği, uygulamalar sırasında çekilmiş fotoğraflar bu bölümün sonuna eklenmiştir.



    Zafer Şarlayan
    Anadolu Sevgi Günlükleri 

    “Anadolu Sevgi Günlükleri” sevgi ortamlarının oluşturulabilmesi, var olanların geliştirilebilmesi için yaparak yaşayarak öğrenmeyi hedefleyen, yaratıcı drama teknikleri ile hazırlanmış 12 haftalık uygulamalı atölye oturumlarından oluşmuştur.Hedef kitle olarak yediden yetmişe tüm bireyleri belirlemiş, sevgi ortamlarının temelinin Anadolu’da olduğu düşüncesi ile hareket edilmiştir. Geleceğe yön verecek olan şimdinin tüm eğitimcilerinin, anne, babalarının dikkatini çekmeyi, olumsuzluklar yerine, olumluya odaklanmayı, gelecek nesiller adına sorumluluk duymayı ve almayı merkezine yerleştirmiştir. Bu proje; “Biz sevgiden başka tohum ekmedik” diyen Mevlana’dan, “Benim işim sevgidir, gönüller yapmaya geldim” diyen Yunus Emre’den, “Aslanla ceylan dost olur bizim kucağımızda” diyen Hacı Bektaş-i Veli’ ye ve daha nicelerine ve aslında Anadolu’ya bir sorumluluğu yerine getirmektir.

     

    Dılşah Baran Kamalı
    Kitaplar, Çocuklar (9-11 Yaş Grubu) ve Yaratıcı Drama

    Son dönemde sosyal paylaşım siteleri, çeşitli internet sayfaları, ağları ile birlikte çocuklar bırakın kitap okumayı; oyun oynama içgüdülerini bile sanal yollarla tatmin etme seçeneğine yönelmeye ve bu günümüzde yaygın bir hale gelince de; çocuklar ellerinde yalnızca tek bir seçenek varmış gibi kendilerini pasifize etmeye başlamışlardır.
    Drama, çocuğu oturduğu yerden kaldırması ve seçenekleri çoğaltmayı başarması açısından; kitap gibi, okumak gibi kadim bir dostla paralel amaçlara hizmet eder.  Kitap okuma edimi, tek başına yapılır, özelliği budur. Kimileri bu durumu, yani kitap okuma eylemini, çok gezmekten, çok konuşmaktan daha yeğ tutar; ona daha ulvi bir anlam atfeder. Bu çalışmanın da bu türden bir teze ve amaca hizmet ettiği de aşikâr; okumak, okumak, okumak. Peki ama neden? Bu sorunun yanıtını, yukarıda belirtilen “drama ile olan paralel amaçlar” başlığını irdeleyerek yanıtlayabiliriz; görmek, paylaşmak, anlamak ve becerebilirsek belki de öğrenmek. Kuşkusuz bu unsurlar çoğaltılabilir. Drama ise, kalkıp bir şeyler yapma arzusunu harekete geçirdiği, bazı düşüncelerin ve belki de bazı ideallerin en minimal düzeylerde de olsa da gerçekleşebileceğini görmemiz ve buna inanmamız için önemlidir. Artık her şeyin sorgulandığı bir çağda yaşıyoruz. Çocukların her şeye ilişkin bir fikri var. Aynı anda facebook’ta kedili köpekli videolar paylaşıp, trajedi yüklü diziler izliyorlar… Ve belki de bir yandan, öğretmenlerinin zorunlu tuttuğu kitapları okuyup, özetini çıkarıyorlar ama muhtemelen böyle bir okuma anlayışıyla da pek çok şeyi ıskalıyorlar. O kitap, o çocuğa değiyor mu gerçekten? Ona hak vermesini ya da vermemesini sağlayabilecek koşullara sahip mi? Çocuk, o kitaba sahip çıkıp; ona ve barındırdığı ideallerine inanıyor mu, onu anlıyor mu? Gerçek şu ki, artık ideallere ve kitaplara inanmak için küçük ekmek kırıntılarına ihtiyacımız var... Bu ipuçlarını da drama yoluyla, görerek, paylaşarak, anlayarak ve belki de öğrenerek toplayabiliriz. İyi bir şeyler yapabilmek için, sorgulamadan önce, heybemizde pek çok şey biriktirmemiz gerekiyor çünkü. Proje genel olarak bu türden amaç ve kaygılarla hazırlanmıştır.             

     


    Yeliz ÖZDEMİR
    İlköğretim Hayat Bilgisi Öğretiminde Drama Yönteminin Kullanılması ‘‘Okul Heyecanım’’


    İlköğretim 3. Sınıf hayat bilgisi dersi okul heyecanım temasının drama yoluyla işlenmesini konu olan projenin birinci bölümünde drama yönteminin tanımı, dramaya farklı yaklaşımlar getiren ekoller, bir drama oturumunda olması gereken aşamalar ve projede kullanılan tekniklerden bahsedilmektedir.
    İkinci bölümde proje uygulama kitlesi olan ilköğretim çocuklarının gelişim özelliklerine genel bir bakış yapıldıktan sonra bu yaş grubunun bilişsel, psikomotor ve duygusal gelişimine değinilmektedir.
    Üçüncü bölümde ilköğretim çocuğuna gündelik yaşamda gereksinim duyulan temel bilgileri, yaşam becerileri ve çağın gerektirdiği donanımını hedefleyen hayat bilgisi dersinin tanımı, vizyonu, öğrenme ve öğretme süreci ve öğrenme stillerinden bahsedilmektedir.
    Dördüncü bölümde projenin amacı olan ‘‘Okul Heyecanım’’ temasının kazanımlarının drama yoluyla işlenerek kalıcılığı sağlamak olduğundan ve buna bağlı oluşturulan alt amaçlardan bahsedilmektedir. Projenin konusu ile ilgili kavram ve terimler, konu ile ilgili yapılmış benzer çalışmalar, uygulama bölgesi ve zamanlama yer almaktadır. Bu bölümün sonunda, hazırlanmış olan on iki tane proje oturumu da yer almaktadır.
    Beşinci bölümde uygulama sonrası elde edilmiş istatistiksel veriler ve bu verilere dayanarak oluşturulan öneriler yer almaktadır. Ayrıca gözlem formunun bir örneği, uygulamalar sırasında çekilmiş fotoğraflar, kamera çekimleri ile öğrencilerin oluşturduğu çalışmalarda bu bölümün sonuna eklenmiştir.

     


     

    Gizem BAŞBUĞA 
    60 - 72 AYLIK ÇOCUKLARDA YAPILAN FEN ETKİNLİKLERİNDE DRAMA

    Okulöncesi dönem, çocuğun bilişsel, fiziksel, dil, duygusal ve sosyal yönden en hızlı ilerleme kaydettiği dönemdir. İnsan hayatındaki kritik dönemlerden birisi olması nedeniyle bu yaşlardaki çocuklara verilecek eğitim de kalıcı izler bırakmalıdır (Şahin, 2000: 1).          
    Merak ve araştırmanın en üst noktada olduğu bu dönemde çocuklara verilecek eğitim için son derece özen gösterilmesi gerekmektedir. Çünkü okulöncesi dönemde çocuğa verilecek eğitimin temelinde çocukların merakları, araştırmaları ve soruları bulunmaktadır (Bal, 1993: 146; Ardaç, 2003: 25).          
    Çocukların ileriki yıllarda fen bilimlerine karşı olumlu tutum geliştirebilmeleri için yaparak yaşayarak öğrenebilecekleri, ilgi ve yeteneklerine göre düzenlenmiş eğitim ortamları büyük önem taşımaktadır. Okulöncesi fen eğitimi, çocuğun hangi yiyecekleri ne şekilde tüketecekleri (Yaşar, 1993:140), bitkileri, hayvanları ve doğadaki varlıkları eğitim ortamına sunan, günlük yaşamdaki tüm olayları ve nesneleri kapsayan zengin bir eğitimdir (Macaroğlu Akgül, 2004: 9).          
    Çocukların temel eğitime, gelişim ve kişilik özellikleri dikkate alınarak hazırlanmış ve esnek bir ortam içerisinde uygulanan bir programla hazırlanması eğitim-öğretimin temel hedeflerinden birisidir. Okulöncesinde fen eğitimi de bu program içinde yer alır. Erken yaşlardan itibaren çevresiyle etkileşime giren çocuklar gözlemledikleri olayları yorumlamaya ve merak ettikleri sorulara cevap bulmaya çalışırlar. Bu sorgulama süreci başladığı andan itibaren çocukların zihinlerinde fen ve doğaya yönelik yapılanmalar da oluşmaya başlar ve yaşamları boyunca devam eder.

    Bu doğrultuda okulöncesinde fen eğitimi,
    · Çocuklara çevrelerinde gözlemledikleri olaylar ve doğayla ilgili temel kavramları kazandırmayı ve yorumlamayı,
    · Duyuşsal ve psikomotor becerilerini geliştirmeyi,
    · Sahip oldukları bilgileri kullanmayı,
    · Bilimi tanıma ve bilime yönelmeyi,
    · Olaylar arasında neden-sonuç ilişkisi kurmayı, 
    · Yaratıcılığı geliştirmeyi,
    · Problem çözme becerilerini geliştirmeyi,
    · Soyut kavramları anlamlandırmayı,
    · Deney yapma ve deney için gerekli araç gereçleri seçme ve kullanabilme becerilerini geliştirmeyi amaçlar. 

    Okulöncesi dönemde fen etkinliklerini drama yöntemi ile uygulamak amacıyla bu çalışma planlanmıştır. Proje uygulaması Antalya’nın Ayten Çağıran Anaokulunda 60-72 aylık 26 kişilik bir gruba yapılmıştır. Oluşturulan gruptaki kişilerin her biri için uygulamalara başlamadan önce gözlem formu (Ek 1) doldurulmuştur. Haftada bir uygulama olmak üzere 12 hafta boyunca uygulama yapılmıştır. Uygulamalar sonunda tekrar gözlem formları doldurulmuş ve sonuçlar değerlendirilmiştir.  Bu projede emeği geçen Özel Aktif Oluşum Drama Kursu kurucusu ve drama eğitmeni Sayın Naci Aslan’a, proje boyunca desteğini eksik etmeyen Danışmanım Bilim Uzmanı Derya Özer’e, projeyi uyguladığım Ayten Çağıran Anaokulu Sınıf Öğretmeni Selma Aksoy ve okulun öğretmenlerinden Meral Tahta’ya, drama çalışmalarına katılan sevgili öğrencilere, manevi yönden desteğini esirgemeyen eşim Seyhun Algaç’a, çalışmalarım boyunca desteğini esirgemeyen dostum Sonay Özer’e teşekkür ediyorum.

     

    Harun Bertiz
    Fen ve Teknoloji Öğretmen Adaylarında Su Bilinci Oluşturmada Dramanın Etkisi

    Bu projenin amacı su bilinci oluşturmada dramanın etkisini ve kullanılabilirliğini belirlemektir. Araştırma 2009-2010 öğretim yılı bahar döneminde Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Eğitimi Anabilim Dalında okumakta olan öğrenciler ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmada 14 kız ve 3 erkek olmak üzere toplam 17 öğrenci yer almıştır.
    Öğrencilerin su bilinci düzeylerini belirlemek için 30 maddelik bir su bilinci testi (SBT) kullanılmıştır. Su bilinci testi katılımcı gruba uygulamalar öncesi ve sonrasında ön ve son test olarak uygulanmıştır. Aynı zamanda dramanın su bilinci oluşturmada kullanılabilirliğine ilişkin öğrencilerin görüşlerini belirlemede 3 sorudan oluşan bir yazılı mülakat formu (YMF) kullanılmıştır.
    Araştırmada uygulamalar 12 haftayı kapsamıştır. Uygulamalarda su ile ilgili her hafta için bir drama uygulaması yapılmıştır. Yapılan uygulamaların ardından araştırmada elde edilen nicel ve nitel veriler değerlendirilmiş ve birlikte yorumlanmıştır. Nicel verilerin analizinde ön ve son testten alınan puanlar karşılaştırılarak öğrencilerin gelişimleri belirlenmiştir. Nitel verilerin analizinde ise betimsel ve içerik analizi teknikleri kullanılmıştır.
    Araştırmanın sonucu olarak dramanın su bilinci oluşturmada etkili bir yöntem olduğu belirlenmiştir. Ayrıca öğrencilerin SBT’den aldıkları puanlar ve ortaya koydukları görüşler dramanın su bilinci oluşturmada kullanılabilirliğinin yüksek olduğunu göstermektedir. Araştırmanın sonunda elde edilen bulgular ışığında sonuçlar tartışılarak bazı önerilere yer verilmiştir.  

     

     

    Gülay Göğüş
    Hayat Bilgisi Hayatın Provası
    (İlköğretim İkinci Sınıflarda Hayat Bilgisi Dersinin Drama Yöntemiyle İşlenişi) 

    Bu çalışmada ilköğretim ikinci sınıf Hayat Bilgisi dersinin drama yöntemiyle işlenen kazanımlarının kalıcı bir öğrenmeye ve dersin daha etkin öğrenilmesine olan etkisi araştırılmıştır. Bu araştırma Başkent Üniversitesi Ayşeabla Okulları devam eden 16 öğrenci ile Hayat Bilgisi dersinde  uygulanmıştır. Bu proje dokuz erkek, yedi kız olmak üzere toplam on altı öğrenciye; on farklı ders konusu içeren on iki oturum boyunca drama yöntemi kullanılarak uygulanmıştır. Her oturum kırk dakikalık video çekimleri ve öğrenci ürünleri analiz edilmiştir. Öğrenci gözlem formu “2. Sınıf Hayat Bilgisi Öğretmen Klavuzu (2006)” adlı kaynaktan yararlanılarak araştırmacı tarafından hazırlanmıştır. Uygulamanın başında, araştırmacı tarafından geliştirilen “Hayat Bilgisi Gözlem Formu” her öğrenci için yine araştırmacı tarafından doldurulmuştur. On iki oturumun bitiminde aynı gözlem formu yine araştırmacı tarafından öğrencilerdeki değişim gözlenerek uygulanmış ve incelenmiştir. Sonuç olarak, Hayat Bilgisi dersinin drama yöntemiyle işlenişinin kalıcı bir öğrenmeye ve dersin kazanımlarının daha etkin sağlamasına olan etkisiyle ilgili sonuçlar şu şekildedir:•Katılımcılar, uygulama öncesi ve uygulama sonrası gözlem formu ile değerlendirildiğinde başarılarında olumlu bir fark gözlenmiştir. Bu sonuç, Hayat Bilgisi dersinin drama yöntemiyle işlenişi ile dersin kazanımlarının etkin olarak elde edildiği görüşünü desteklemektedir. Bu çalışmanın gerçekleşmesinde katkısı bulunan başta Oluşum Drama Enstitüsü Kurucusu Sayın Naci Aslan olmak üzere, dramanın bende kök salmasını sağlayan Sayın Derya ÖZER’ e, tüm proje aşamasında bitmek tükenmek bilmeyen sorularımı kocaman bir sabır ve müthiş bir içtenlikle cevaplayan danışmanım Sayın Gökçen ÖZBEK’e  teşekkürlerimi sunmak istiyorum. Tabii ki bu projede bana eşlik eden minik katılımcılarımın sinerjilerinin önemli olduğunu biliyorum ve bu ortaklıktan dolayı onlara sevgilerimi gönderiyorum. Dramaya duyduğum heyecanı, sevgi ve ilgileriyle çoğaltan biricik  aileme sonsuz sevgilerimi iletiyorum.     



    Hülya Günay
    Sağlık Hakkı ve Drama 

    Bu proje, 2009–2010 yılları arasında İstanbul’da memur sendikasına üye bir grupla, drama yöntemiyle Sağlık Hakkı ile ilgili farkındalık oluşturmayı amaçlamıştır. Beş bölümden oluşan çalışmanın birinci bölümünde; dramanın tanımı, drama oturumunun aşamaları, projede kullanılan drama teknikleri açıklanmıştır.İkinci bölümde sağlık hakkı; önemi ve ülkemizde eğitim sistemindeki yeri ile ilgili araştırmalara yer verilmiştir.Üçüncü bölümde problem, amaç, konu ve önem, projede kullanılan kavram ve terimler ile kuramsal tartışmaya yer verilmiştir.Dördüncü bölümde uygulama; bölge, yöntem ve teknikler, zamanlama ve 12 hafta süren uygulamaların planları yer almıştır. Beşinci bölümde ise, sonuç ve öneriler yer almaktadır.

     

    Nihan Akyürek
    Okulöncesi Dönemde Sanat Etkinlikleri ve Drama

    Okulöncesi Dönemde sanat etkinliklerini drama yöntemi ile uygulamak amacıyla bu çalışma planlanmıştır. Proje uygulaması Ankara’nın Sincan Hayriye Andiçen Anaokulunda 60-72 aylık 22 kişilik bir gruba yapılmıştır. Oluşturulan gruptaki kişilerin her biri için uygulamalara başlamadan önce gözlem formu (Ek 1) doldurulmuştur. Haftada bir uygulama olmak üzere 12 hafta boyunca uygulama yapılmıştır. Uygulamalar sonunda tekrar gözlem formları doldurulmuş ve sonuçlar değerlendirilmiştir.
    Bilginin çok hızlı gelişip değiştiği bir çağda gelişen topluma yetişebilecek aktif, yaratıcı, sorun çözen, kendisini ifade edebilen, özgüveni olan birey Öğrencilerin özellikle duygularını uygun bir yolla ifade etme ve olumsuz duygularını kontrol etmede yaşadıkları problemle bağlanlere ihtiyaç vardır. Eğitimin önemli görevlerinden biride bireyin yaratıcı gücünü ve kabiliyetini geliştirmektir birey bebeklik gelişimini tamamladıktan sonra ilk çocukluk döneminden itibaren sanat ile uğraşmaya başlar çocuğun ilk çizgileri karalamaları onun sanatsal gelişimini gösterir. Bireyin bu doğal gelişimi eğitim ile desteklenmelidir. Bunun için ilk önemli çevre ailedir aile bu konuda çocuğa gerekli çevre koşullarını sağlamalı çocuğun sanatsal gelişimine destek olmalıdır. Bu dönemde sonra devreye eğitim kurumları ve öğretmen girer. Yine uygun çevre koşulları ve destek sağlanarak çocuğun gelişimi sürekli gelişen ve değişen topluma hazır hale getirmelidir.
    Okulöncesi dönemden itibaren bireylere sanat eğitimi verilmelidir. Burada amaç sanatı öğretmek değil sanat yolu ile öğretmek olmalıdır. Sanat yoluyla ve yaparak yaşayarak öğrenen bireyler kendini rahatça ifade edebilen, yaratıcı, özgüveni olan, sorunları çözebilen mutlu bir şekilde yetişirler. Bireylerin okulöncesi dönem olan bu altın zamanları en iyi şekilde değerlendirilmeli yaratıcılığın gelişen toplumlar için ne kadar önemli olduğunun farkına varılmalıdır.
    Okulöncesi dönem çocuklarında öğrenmenin oyun ortamında kolayca gerçekleştiği bilinen bir gerçektir. Dramanın merkezinde oyun olması ise öğrenme ortamında kullanılması için mantıklı bir sebep olacaktır. Kurgu içerisinde çocuklar değişik problem durumları ile karşılaşıp teknikler yardımıyla kurguyu irdeleyip problemi çözmeleri sağlanmaktadır. Okulöncesi dönem çocukları için sözel olarak anlatmak yerine olayları oyun yolu ile yaşantı sağlayarak öğrenmeleri drama yöntemi ile gerçekleştirilebilir. Ayrıca bireyler drama çalışmalarında kazandıkları tecrübeler sayesinde kendilerini başlarının yerine koyabilmekte, kendilerini ifade edebilmekte, özgüvenleri gelişmektedir. Buda gelişen topluma ayak uydurabilmek için bireylerin kazanması gereken davranışlarla birebir örtüşmektedir. Drama yönteminin bu olumlu özellikleri dikkate alınıldığında eğitim sistemimizde okulöncesinden üniversiteye kadar her alanda yaygınlaştırılmasının önemi ortaya çıkmaktadır.


    Arzu Akar
    Okul öncesi Dönem Çocuklarına Mucitler ve İcatlarını Tanıtma  

    Okulöncesi dönem, çocuğun bilişsel, fiziksel, dil, duygusal ve sosyal yönden en hızlı ilerleme kaydettiği dönemdir. İnsan hayatındaki kritik dönemlerden birisi olması nedeniyle bu yaşlardaki çocuklara verilecek eğitimde kalıcı izler bırakmaktadır (Şahin, 2001: 1). Merak ve araştırmanın en üst noktada olduğu bu dönemde çocuklara verilecek eğitim için son derece özen gösterilmesi gerekmektedir. Çünkü okul öncesi dönemde çocuğa verilecek eğitimin temelinde çocukların merakları, araştırmaları ve soruları bulunmaktadır (Bal, 1993: 146; Aktaş Arnas, 2002: 46; Ardaç, 2003: 25).
    Çocukların ileriki yıllarda fen bilimlerine karşı olumlu tutum geliştirmeleri için yaparak yaşayarak öğrenebildikleri, ilgi ve yeteneklerine göre düzenlenmiş eğitim ortamları önem taşımaktadır (Aktaş Arnas, 2003: 44).
    Okulöncesinde fen eğitimi, çocuğun hangi yiyecekleri ne şekilde tüketebileceğiyle ilgili bilgileri (Yaşar, 1993: 140), bitkileri, hayvanları ve doğadaki varlıkları eğitim ortamına sunan, günlük yaşamındaki tüm olayları ve nesneleri kapsayan, icatları ve günümüz kullanımındaki yararları, günümüze yansıması, fen ve bilim eğitiminde rol oynayan bilim insanlarını tanımalarını sağlayan geniş kapsamlı, zengin bir eğitimdir. Ancak böylesine zengin bir içeriğe sahip olan fen eğitimine gereken önem verilmemektedir. Çocukların yeteri kadar fen aktiviteleriyle, deneylerle, icatlarla karşılaşmamaları, alternatif düşünce yapısının gelişememesine, yaşadığı dünyadaki olayları algılayamamasına ve fen eğitimi ile günlük olaylar arasında ilişki kuramamasına, çocukların fen eğitimine karşı olumsuz tutum geliştirmelerine neden olmaktadır (Şahin, 2000: 9).     
    Okulöncesinde fen eğitimi, öğretmen tarafından birçok yöntem ve tekniğin kullanılması ile daha aktif, etkili ve zevkli hale getirilebilir. Ancak öğretmenlerin, fen eğitimine gereken önemi vermemelerinden dolayı çocuklar için sıkıcı bir ders olmaktadır. Öğretmenler öncelikle ucuz elde edilebilen materyallerle, zengin bir ortam oluşturarak farklı yöntemlerle eğlenceli ve çocukların kendi deneyimlerini yaşamalarına fırsat verecek şekilde bir eğitim ortamı hazırlaması gerekmektedir (Macaroğlu Akgül, 2004: 7).Bu amaçla projede çocukların drama yöntemiyle yaratıcı bir ortamda bilim insanları ve icatlarıyla tanışarak, fen bilimlerine karşı olumlu tutum geliştirmeleri sağlanmıştır. Öncelikle, bu projenin hazırlanmasının her aşamasında beni yüreklendiren ve proje uygulamalarımda bana yol gösteren sevgili hocam Bil. Uzm. Derya Özer’e ve proje uygulamalarımı gerçekleştirebilmem için uygun zamanı ve ortamı oluşturan Sevinç Abla Yuva’ ya çok teşekkür ederim. Ayrıca; beni drama ile tanıştıran, Özel Aktif Oluşum Drama Kursu Kurucu Müdürü değerli hocam Naci Aslan’a içten teşekkür ederim. 


    Nevin Öktem
    Ben-Biz-Hepimiz (Tutukevi Çocuklarıyla Kişisel Gelişim ve Öfke Kontrolu Drama Atölyesi ve Oyun Çıkarma)

    Projenin konusu Sincan tutukevinde bulunan ve sayıları yaklaşık 80-100 arasında değişebilen 12 – 18 yaş grubu çocukların bir koğuşta kalan 8 tanesiyle birlikte toplam 13 oturumluk bir atölye çalışması ve sonucunda bir oyun sergilemektir. Çocuklar mahkemeleri sürerken tutukevinde kaldıklarından, bu süreç içinde tahliye olabilmektedirler. Bu nedenle çalışma süresinin iki aya sığdırılması hedeflenmiş ve haftada iki oturum (Pazartesi ve Çarşamba günleri) yapılmıştır. Tahliye, mahkeme,  isteksizlik, koğuş değişikliği  gibi nedenlerle çalışma ortalama 7-8 çocukla yuürütülmüştür.

    Proje kendi içinde iki aşamalı olarak götürülmüş, çalışmanın 9 oturumu temel drama etkinlikleri kapsamında sürdürülmüş, son üç oturum ise ortaya çıkarılacak bir oyunun sergilenmesine yönelik olmuş, 13. oturumda ise oyun izleyicilere sergilenmiştir. 1993 yılından beri çocuk suçluluğu ve suça yönlendirilmiş çocuklara destek alanında çalışan ve bu alanda kurulmuş olan birkaç dernekten birinin kurucu ve halen yönetim kurulu üyesi olan proje sahibi, tutukevi, cezaevi ve eğitimevindeki çocuklarla tutukevi ortamında birçok kereler bir araya gelmiş ve yüzyüze çalışmalar yürütmüştür. Bu nedenle çalışmanın bu grup çocuklarla yürütülmesi uygun görülmüştür.  Çocukların kendileri ve çevreleriyle barışık olmalarına katkı sağlayabilecek, iletişim becerilerini geliştirecek ve zaman zaman kendilerine ve çevrelerine yönelttikleri öfke ve şiddeti kontrol edebilmelerine yardımcı olabilecek çalışmalar yapılmaya çalışılmıştır. Tutukevlerinde programlı olarak eğitime yönelik çalışmalar yapılmaktadır. Boş vakitlerin geçirilmesi ve kimi sanatsal ve sosyal etkinlikler anlamında daha önce yapılan çalışmalarla ilgili olarak çocuklar memnuniyetlerini dile getirmekte ve tekrarlanmasını istemektedirler. Bu anlamda drama çalışmasının doğrudan eğitimi amaçlamayan yapısı dolayısıyla ilgi göreceği düşünülmüştür. Çalışmanın sonuna bir oyun çıkarma etkinliğinin eklenmesinin amacı, çocuklara yapılacak çalışmayı tanımlamakta ve ilgi uyandırmakta tanıdıkları bir kavramı referans olarak kullanmaktır.
     

    Tuğçe Kula
    İlköğretim 5. Sınıflarda Tarih Öncesi Devirlerin Drama Yöntemiyle İşlenmesi

    Drama yöntemini ilköğretim 5. sınıf sosyal bilgiler dersinin tarih konularında uygulamak amacıyla yapılan bu projenin kavramsal çerçevesini oluşturan birinci bölümde, drama yönteminin tanımı, önemi, tarihçesi, amaçları ve aşamaları ile projede kullanılan teknikler ve tanımları verilerek drama yöntemiyle ilgili gerekli olan kavramsal çerçeve kurulmuştur.Projenin uygulandığı grup ilköğretim 5. sınıf öğrencileridir. Bu nedenle ikinci bölümde İlköğretim eğitimi üzerinde durulmuş; ilköğretimin tanımı, önemi ve amacı, Türkiye’de ilköğretim eğitimi ve projenin uygulandığı 5. sınıf öğrencilerinin gelişimsel özellikleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde, Sosyal Bilgiler dersi tanımı ve amaçları ile Tarih dersinin tanımı, geçmişi ve yararlandığı bilimler üzerinde durularak drama yöntemi ile uygulanan Tarih Öncesi Devirler konusu açıklanarak konunun içeriği belirtilmiştir. Dördüncü bölümde, konuyla ilgili olarak oluşturulan problem, projenin konusu ve önemi, projenin amacı, kullanılan terim ve kavramlar, kuramsal tartışma, uygulama bölgesi ile yöntem ve teknikler bulunmaktadır. Beşinci bölümde, projenin uygulama planı ve her uygulama sonunda çekilen fotoğraflar ile öğrencilerin yaptıkları çalışmalar yer almaktadır. Altıncı bölüm ise; projenin sonucunu ve sonuç doğrultusunda yapılan önerileri içermektedir.  


    Rabia Kandıra
    Ergen Ebeveyn Çatışmalarını Düzenlemede Drama Yönteminin Kullanılması

    Ergen ebeveyn çatışmasına neden olan durum, tutum ve davranışların nedenlerinin öncelikle tespit edilip anne ve babaların ergen çocukları ve içinde bulundukları yaş döneminin özelliklerini iyi bilmeleri gerekir. Çoğu anne baba çocuklarıyla sağlıklı iletişim kuramadıkları için onların her yaptıklarını eleştirmekte, çocuklarının bir birey olduklarını unutup kendi istekleri doğrultusunda yetiştirme mücadelesine girmektedirler. 
    Çocuklarının bir birey olma yolunda vermiş olduğu mücadeleyi görmezden gelip güç denemesine,kazanan, kaybeden pozisyonuna düşmektedirler. Yapılan araştırmalarda duruma ergen cephesinden bakıldığında çatışmanın kaynağı anne ve babalarıdır. Cep telefonlarına, internette cat yapmalarına, arkadaş seçimlerine, duygularına, akşamları evden dışarıya çıkmaya izin alamadıklarını, kardeş kavgalarında taraf tuttuklarını, aileleri tarafından anlaşılamadıklarını, her şeye karıştıklarını savunmaktadırlar. Ebeveyn cephesinden bakılınca da durum pek farklı değil aslında. Bizi arkadaşlarına tercih ediyor, ne söylesek öfkeleniyor, aklına geleni yapıyor v.b görüşündeler. Ergenin içinde bulunduğu dönem özelliğinden dolayı, yaşadığı öfke, can sıkıntısı, arkadaşları çoğu zaman her iki tarafı çok fazla yıpratmakta. Kazanmış gibi görünen taraf aslında kaybetmekte. Mutlu, huzurlu evler içine girilmesi güç olan cadı kazanına dönüşmektedir.
    Bu projede ergen ebeveyn çatışmasının nedenleri üzerinde durularak ergenlerin ailelerini daha iyi anlamalarına yardımcı olmak amacıyla Ergen ebeveyn çatışmasının nedenleri araştırılacaktır. Drama yöntemi ile ergenin kendi yaş dönemiyle ilgili farklı bir bakış açısı kazandırılmaya büyüklerini anlamaya yönelik drama çalışmalarına yer verilecektir.Proje çalışması sırasında aşağıdaki alt amaçların soruları cevaplandırılmaya çalışılacaktır. 
    1. Ergenlik döneminin gelişimsel özellikleri  nelerdir?
    2. Ergenlerin ebeveynleriyle çatışma yaşamalarına neden olan etmenler nelerdir?
    3. Ergenlerin yaşadıkları hayatla ilgili duygu düşünceleri nasıldır?4-Ergenlerin yetişkinlerin gözüyle problemlere bakış açısı ve empati kurabilme becerilerinin seviyesi nasıldır?5-Ergenlerin aileleriyle ilgili tutum, davranış ve düşünme biçimi Ailelerini değerlendirebilme becerileri nasıldır? 

    Bu araştırmanın amacı Ergenlik dönemindeki çocukların ebeveynleriyle çatışma nedenlerini tespit etmek ve çözümünde drama yöntemini kullanmaktır.

     

     

    Dilek Emir
    60-72 Aylık Çocuklara Çevre Bilincinin Drama Yöntemiyle Kazandırılması 



     

    Özge Zeytinli
    60-72 Aylık Çocukların Bazı Kavramları Kazandırmada Drama Yönteminin Kullanılması
    Okulöncesi eğitim; 0 - 72 aylık çocukların psikomotor, bilişsel, dil, duygusal ve sosyal gelişimini desteklemek amacıyla okulöncesi eğitim kurumunda verilen bir eğitimdir. Okulöncesi eğitim, çocuğun ileriki yaşantısı konusunda büyük önem taşımaktadır. Çocuğun bu dönemde öğrendiği her şey geleceğini şekillendirir. Eğer olumlu yaşantılar kazanırsa ileriki dönemlerde olumlu bir birey, olumsuz yaşantılar kazanırsa ileriki dönemlerde olumsuz bir birey durumuna gelir. Bu nedenle okul öncesi eğitimin önemi büyüktür. Yaşadığımız toplumda bireysel farklılıklardan dolayı her insanın öğrenme şekli farklılık göstermektedir. Çocuklar yaparak, deneyerek, yaşayarak daha iyi öğrenirler. Bunu da eğlenceli duruma getirmenin yolu oyun oynamaktır. Oyun, çocuğun işidir. Ondan ayrılmaz bir parça gibidir. Çocuğa bir davranış kazandıracaksak oyunla daha kesin ve kalıcı sonuçlar elde etmekteyiz. Okulöncesi dönemdeki çocuklar Piaget’in bilişsel gelişim kuramının işlem öncesi döneminde bulunmaktadırlar. Bu dönemin bir özelliği, çocukların soyut olan düşünceleri, kavramları anlayamamasıdır. Soyut kavramları öğretebilmenin yolu da oyunla somut duruma getirmektir. Bu projede de çocukların zor öğrendiği kavramlara yer verilmektedir. Yapılan uygulamalar, bu eğitimin ne derece etkili olduğunu görmek için yapılmıştır.Drama; bireylerin bilişsel, psikomotor, dil, duygusal ve sosyal gelişim alanlarına yönelik olarak bir lider eşliğinde katılımcıların gönüllü olmasıyla, atölye ortamında yapılan etkinliklerdir.  Dramanın birçok yararı vardır. Bireyin kendisine olan özgüvenini sağlar. Yaratıcılığı geliştirir. Psikomotor, bilişsel, dil, duygusal ve sosyal gelişimi olumlu yönde etkiler. Bedenini tanımayı ve etkili bir şekilde kullanmayı sağlar. Farklı bakış açıları kazandırır. Empati kurmayı sağlar. Sorumluluk sahibi olmayı sağlar. Eleştirmeyi ve tartışmayı öğrenmeyi sağlar. Çevresini tanımasını sağlar.60 – 72 aylık çocukların bazı kavramları (tek – çift, parça – bütün, dün – bugün – yarın, düzenli – dağınık, hareketli – hareketsiz, kenar – köşe) kazanmalarında drama yönteminin kullanılması konulu projede dramanın kavram kazandırmaya etkisi gözlemlenmiştir. Bunun yanı sıra bireyin kendisine olan özgüvenini sağlama, problem çözme becerilerini geliştirme, yaratıcılığı geliştirme, psikomotor, bilişsel, dil, duygusal ve sosyal gelişimi olumlu yönde etkileme, bedenini tanımayı ve etkili bir şekilde kullanmayı sağlama, empati kurmayı sağlama, sorumluluk sahibi olmayı sağlama, eleştirmeyi ve tartışmayı öğrenmeyi sağlama gibi kazanımlar kazandırılmak amaçlanmıştır.  Proje, 60 – 72 aylık çocuklara yaratıcı drama yöntemiyle, çocuklara bazı kavramları kazandırabilme (tek - çift, parça - bütün, dün - bugün - yarın, hareketli - hareketsiz, kenar - köşe, düzenli - dağınık) amacıyla yapılmıştır.



     

    Cansu Şahin
    İlköğretim 5. Sınıf Öğrencileriyle Kıtalarda Keşif ve Gezinti Konusunun Drama Yöntemiyle İşlenmesi


    Drama ile edinilen bilgilenme, okul disiplinleri içinde edinilen ezbere dayalı, kuramsal bilgilenme değildir. Dramada gene çeşitli disiplinlerden gelen bilgi kullanılır ama bu kez bilgiler ünik bir biçimde dünya ile kurulan öznel ve nesnel ilişkiler içinde yapılanır. Eğitim kurumları genellikle bu tür öğrenmeyi sağlayamamaktadır. Bunun için de dramanın eğitimde kullanımı bir gereksinmedir. Drama çalışmaları, demokratik, çeşitli ve değişik ilişkileri görebilen, bağımsız düşünebilen, hoşgörülü ve yaratıcı çocuk, ergen ve gençler yetiştirmeye yöneliktir (San, 1990, s. 582).
    Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi drama yöntemi geleneksel öğretim yöntemlerinden farklı olarak ezbere dayalı olmayan, bireyi kişisel, sosyal ve bilişsel yönlerden geliştiren bir yöntemdir. Drama yönteminin ilköğretim 5. sınıf Sosyal bilgiler dersinin coğrafya konularında da kullanılabileceğini göstermek amacıyla yapılan bu araştırma için, birinci bölümde drama yönteminin tarihçesi, önemi, amaçları, yapılandırması incelenerek ve uygulama sırasında kullanılan teknikler ve tanımları verilerek drama yöntemiyle ilgili gerekli olan kavramsal çerçeve kurulmuştur.Projenin uygulandığı grup ilköğretim 5. sınıf öğrencileridir. Bu nedenle ikinci bölümde İlköğretim eğitimi üzerinde durulmuş; ilköğretim eğitiminin tanımı, önemi ve amacı, Türkiye’de ilköğretim eğitimi ve projenin uygulandığı 5. sınıf öğrencilerinin gelişimsel özellikleri açıklanmıştır. Üçüncü bölümde Sosyal Bilgiler Dersi, Coğrafya ve Drama ilişkisi açıklanmıştır. Dördüncü bölümde ise projede ele alınan problem, projenin konusu ve önemi, projenin amacı, kullanılan terim ve kavramlar, kuramsal tartışma ve uygulama planı verilmiştir. Beşinci bölümde proje kapsamında hazırlanan oturumlar bulunmaktadır.
    Altıncı bölümde ise projenin sonucu ve öneriler yer almaktadır 

    Ceren Toksoy
    60-72 Aylık Çocuklara Belirli Mesleklerin Drama Yöntemiyle Verilmesi  

    Eğitim konusunda hangi görüşe sahip olunursa olunsun, günümüzde öğrenciler üzerindeki beklentilerin farklı olduğu hemen hemen
    bütün eğitimciler tarafından bilinmektedir. Artık uysal, verileni doğrudan alan ve hiçbir şey katmadan olduğu gibi geri veren, soru sormayan çocuk değil, aktif, sosyal yönden uyanık, kendisi ve çevresi ile barışık, araştırıcı kişiler yetiştirmek istenmektedir (Kodaz, 2007: 1).
    Drama öğrenme, yeniden yapılanmadır. Bireyin öğrendiği bilgileri farklı bir bakış açısından tekrar değerlendirmesidir. Bilinen kavramların irdelenmesi, yeni anlamlar katılması, deneyim ve yaşantıların tekrar ele alınmasıdır. Bunun için de eğitimde yaratıcı dramanın kullanılması gereklidir (Solmaz, 1997: 12).
    Yukarıda da belirtildiği gibi, öğrendiği bilgilere farklı yönlerden bakarak görmeye çalışması, eğitim ve öğretimin kalıcı olması için drama etkinliklerine yer verilmeli ve geleneksel öğretim sisteminin yerine, drama yöntem olarak kullanılmalıdır.        
    Projenin içinde yer alan kısımlara bakılacak olursa; proje toplam altı bölümden oluşmaktadır.  
    Birinci bölümde; dramanın tanımı, önemi, tarihçesi, amaçları, aşamaları ve projede kullanılan teknikler yer almaktadır. 
    İkinci bölümde; okulöncesinin tanımı, amacı, temel ilkeleri, Türkiye’de okulöncesi eğitimi ve beş yaş çocuğunun bütünsel gelişim alanları bulunmaktadır.
    Üçüncü bölümde; mesleğin tanımı, meslek seçimi ve önemi, meslek seçim sürecindeki dönemler, seçim sürecinde rol oynayan faktörler, mesleğe yöneltme ve son olarak da okulöncesinde mesleğe yönlendirmenin amaçları yer almaktadır. 
    Dördüncü bölümde ise proje planı bulunmaktadır. Bu projenin problemi, önemi, amacı, kavramları ve terimleri, yöntem ve teknikler, “Doku Kültür Anaokulu”nda uygulanan oturumların tamamı yer almaktadır. 
    Son olarak da beşinci bölüm sonuç ve öneriler, ekler, proje hazırlanırken yararlanılan kaynakların bulunduğu kaynakça kısmı yer almaktadır. 

     

    S. Deniz ERBAŞI
    Hitit Uygarlığının Drama Yöntemiyle İşlenmesi

    Drama; Bir sözcüğü, bir kavramı, bir davranışı, bir tümceyi, bir fikri bir yaşantıyı veya bir olayı; doğaçlama, rol oynama gibi tiyatro ya da drama tekniklerinden yararlanarak, bir grup çalışması içinde oyun veya oyunlar geliştirerek, eski bilişsel örüntülerin yardımıyla yeniden yapılandırmaya yönelik etkinlikler sürecidir (San, 1991).Drama ile edinilen bilgilenme, okul disiplinleri içinde edinilen ezbere dayalı, kuramsal bilgilenme değildir. Dramada çeşitli disiplinlerden gelen bilgi kullanılır ama bu kez bilgiler ünik bir biçimde dünya ile kurulan öznel ve nesnel ilişkiler içinde yapılanır. Eğitim kurumları genellikle –bu tür öğrenmeyi sağlayamamaktadır. Bunun için de dramanın eğitimde kullanımı bir gereksinmedir. Drama çalışmaları, demokratik, çeşitli ve değişik ilişkileri görebilen, bağımsız düşünebilen, hoşgörülü ve yaratıcı çocuk, ergen ve gençler yetiştirmeye yöneliktir (San, 1991).

    Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi drama yöntemi geleneksel öğretim yöntemlerinden farklı olarak ezbere dayalı olmayan, bireyi kişisel, sosyal ve bilişsel yönlerden geliştiren bir yöntemdir. Drama yönteminin ilköğretim 5. sınıf Tarih dersinin Hitit Uygarlığı konusunun işlenebilmesini göstermek amacıyla yapılan bu araştırma için, birinci bölümde drama yönteminin tanımı, önemi, amaçları, yapılandırması incelenerek ve uygulama sırasında kullanılan teknikler ve tanımları verilerek drama yöntemiyle ilgili gerekli olan kavramsal çerçeve kurulmuştur.

    Projenin uygulandığı grup ilköğretim 5. sınıf öğrencileridir. Bu nedenle ikinci bölümde İlköğretim eğitimi üzerinde durulmuş; ilköğretim eğitiminin tanımı, önemi ve amacı, Türkiye’de ilköğretim eğitimi ve projenin uygulandığı 5. sınıf öğrencilerinin gelişimsel özellikleri açıklanmıştır.
    Üçüncü bölümde drama yöntemi ile uygulanan Hitit uygarlığı’nın tarihi, yapısı, kültürel özellikleri açıklanarak konunun içeriği belirtilmiştir.
    Dördüncü bölümde ise projede ele alınan problem, projenin konusu ve önemi, projenin amacı, kullanılan terim ve kavramlar, kuramsal tartışma ve uygulama planı verilmiştir.
    Beşinci bölümde proje kapsamında hazırlanan oturumlar verilmiştir.
    Altıncı bölümde ise projenin sonucu, önerileri ve ekler yer almaktadır. 


    Periman GENÇ
    Ankara'daki Roma (Doğu Roma İmparatorluğu ve Ankara)  

    Tarih insanlığın birikimlerinin ürünüdür. Onu kavramak toplumların gelişim aşamalarını bilince çıkarmak demektir. Bu noktada esas olan, somut verilerden yola çıkıp bilinmeyenlere ışık tutarak gün yüzüne çıkmalarını sağlamaktır.
    Tarihin derinliklerine dalmak, kendi kökleriyle buluşma arayışıdır. Hazineler hep derinlerde saklıdır. Arayış ne kadar derinlere inerse hazineye ulaşmak da aynı oranda mümkün olur. Bilimsel temellere oturan arayışlar, tarih bilincini oluştururlar. Bu bilinç, insanın kişilik, sosyal, siyasal ve entelektüel düzeyini geliştirmede kilit bir role sahiptir. Genel kültürü oluşturan ve bilincin altyapısını döşeyen, tarih bilincidir. Hiç kimse salt psikolojiye dalmakla kendisini bulamaz. Çünkü her insanın, insanlık tarihi kadar eski bir geçmişi vardır. Her insan bir anlamda günümüze kadar akan koca tarih ırmağında bir damladır. Damla ancak ırmakla anlam kazanır. Geçmişten gelen bir eserin hangi ellerce nasıl yapıldığını, hangi emeğin ürünü olduğunu anlamak, kendi bilinç dünyasını tarihle doldurmak anlamına gelir. Herkes yanılır ancak tarihi iyi ve objektif bilenler daha az yanılırlar. Tarih bilinci kendine sahip çıkma gururunu taşımaktır. Daha doğrusu kendin olmaktır. Neyi niçin yaptığını bilerek yapmaktır. Bu bilinç olmadan ne sanat, ne felsefe ne de siyaset anlaşılabilir. Tarih tümünün anasıdır. Çocukları tanımak da anayı tanımakla başlar.  Tarih bilincine tarih bilgisi olmadan ulaşılamaz. Tarih üzerine bilgi sahibi olmak ise tarih bilincine sahip olmak demek değildir.Tarih bilinci kendiliğinden ortaya çıkmaz; zaman, mekân ve şartlara tarih bilgisi ile bakmak, görüleni yaşanılan anın değerleri ile yorumlamak suretiyle doğar.  Tarih bilinci, tarih bilgisi yanında, geçmişle doğrudan ilişki kurmaya ihtiyaç duyar. Geçmişle kurulan ilişki ise ancak tarihten bugüne kalan eserler sağlayabilir. Bu eserler sadece mekânı fethetmek suretiyle değil, mekânla birlikte zamanı da fethederek devamlılığı sağlayan eserlerdir. Tarihe, birbirinden kopuk, bir dizi ezberlenmiş bilgi ya da bağlamından soyutlanmış taş yığını olarak değil, yaşamın tüm yanlarını kapsayan, alabildiğine zengin, bir büyük deneyim olarak yaklaştığımızda, çok geniş bir keşif alanı ile karşılaşırız. İçimizdeki tarihçiyi uyandırarak, aile tarihimizden, evrenin tarihine kadar, herhangi bir alanda, giriştiğimiz her anlama ve bağlantı kurma çabası, bizi, daha gelişmiş, daha bilinçli, dünyayı ve değişimi daha derinden kavrayan kişiler durumuna getirir.  Geçmiş, bu günü geliştirip, geleceğin belirlenmesine yarayan tek hazinedir. Üzerinde yaşadığımız Anadolu coğrafyası insanlığın ilk ortaya çıktığı, ilk uygarlıkların başladığı, bilim ve kültürlerin geliştiği belli başlı birkaç alandan biridir. Anadolu tarihsel anlamda sonsuz bir zenginliğin dışa vurumudur. Yerleşim yerlerinin eskiliği ve sürekliliği açısından Anadolu, dünyada benzersiz bir yere sahiptir. Tarihte derin izler bırakan ya da bırakmayan bir çok topluluk bu topraklar üzerinde yaşamış, yaratılanların zenginleşmesine katkıda bulunmuştur.  Türkiye'de, özellikle son 25 yıldır, tarih eğitimi alanında kamuoyunda yaygın bir rahatsızlık bulunmaktadır. Bu rahatsızlığın temelinde, genel olarak dünyada, özellikle Batı'da tarih eğitimi alanında köklü dönüşümlerin yaşandığı bir dönemde, Türkiye'de ayrıntıya ve biçime ilişkin bazı düzenlemeler dışında, tarih eğitiminin iyileştirilmek bir yana, giderek daha da yetersiz ve içe kapalı hale gelmiş olması bulunmaktadır. Sosyal bilimlerin en önemli disiplinlerinden olan tarihin okullarda öğretimine yeterince ilgi gösterilmeyişinin nedenleri incelendiği zaman, bu alanın sayı, isim, rakam ve maddelerin düzenli tekrarının yapıldığı sıkıcı bir alan olarak algılandığı görülür.Gerçekten de ülkemizdeki bazı eğitim kurumlarında tarih dersleri, var olan tarihsel bilgilerin aynen aktarımına dayalı, sıkıcı ve öğrencilerin güncel yaşamlarıyla bağlantısız bir halde öğretilmeye çalışılmaktadır. Başka bir deyişle, öğrenciler tarih derslerinde elde ettikleri bilgileri güncel yaşamlarında istenilen düzeyde kullanamamaktadırlar.Tarih öğretimiyle ilgili olarak yukarıda ortaya konulan problemlerin kaynağında, bu derslerin öğrenci merkezlilikten ve aktif öğrenmeden uzak bir anlayışla öğretilmesi yatmaktadır. Bazı tarih öğretmenlerimiz yeterli alan bilgisine sahip olmasına karşın, tarihin nasıl öğretilmesi gerektiği üzerine istenilen bilgi seviyesinde değillerdir. Bu sebepten dolayı tarih dersleri aktif ve öğrenci merkezli bir anlayışla yürütülememektedir.Roma İmparatorluğu tarihte çok uzun yıllar ve çok geniş topraklar üzerinde varlığını sürdürmüştür. Hüküm sürdüğü yerlere, çok önemli tarihi yapılar kazandırmıştır. Hüküm sürdüğü ve değerli tarihi yapılar kazandırdığı yerlerden biride Ankara’dır. Ankara, Roma İmparatorluğu'nun güçlenmesi ile Roma'nın himayesine girdi. Roma İmparatoru Augustos'un Anadolu'ya işgali üzerine ise Galatya Roma'ya bağlandı. (M.Ö. 25) Dört yıl bölge Roma'nın bir ili oldu. Romalılar Ankara'yı bölgenin başkenti yaptılar. İmparator Augustos şehirde kendi adını taşıyan bir tapınağın yapılmasına izin verdi. M.S. 10 yılında tamamlanan tapınağın duvarlarına İmparatorun Roma'da bulunan vasiyetnamesinin Latince ve Yunanca kopyaları yazıldı. Romalılar döneminde şehir, askeri ve sivil yapılarla donatıldı. I. ve II. yy.da Ankara tarihinin en parlak dönemlerinden birisini yaşadı. Romalılar, diğer Roma şehirlerinde olduğu gibi Ankara'yı 12 semte (füle) böldüler. İlk 5 semt kale ve çevresinde eskiden vardı. 6. Semt M.Ö. 25 - M.S. 14 yılları arasında Augustos tarafından Çankırıkapı civarında kuruldu. Şehrin imarının yanında tahıl üretimi, küçükbaş hayvan yetiştirilmesi ve dokumacılık alanında büyük ilerleme sağlandı. III. yüzyılda Perslerin ve Gotların Anadolu'ya akınları sonucunda Roma İmparatorluğu eski gücünü kaybetti. Ankara'daki yapıların çoğu tahrip oldu. Şehirde kıtlık baş gösterdi. Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasından sonra Ankara ve çevresinde Bizans egemenliği 1073'e kadar sürdü. Roma İmparatorluğu Ankara’da yaşadığı süre içerisinde kente, Ankara Kalesi’ni, Augustos Tapınağı’nı, Roma Hamamı’nı ve Roma Tiyatrosu’nu kazandırmıştır. İnsanın kendini anlama ve çevresini anlama, anlamlandırma ve ifade etme yolculuğunda ona eşlik eden sanat, çağdaş insanın yaşamında da benzer işlevleri yerine getirmektedir. Bu işlevleriyle insan yaşamında oynadığı rol, sanatı eğitim için de değerli kılmaktır.  Sanat eğitimi, yapıcı ve yaratıcı bir biçimde yetiştirilmesi düşünülen bireyin; insanı, doğayı, yaşamı algılayabilmesi; yorumlayabilmesi ve kendi duygu düşüncelerini farklı sanatsal yollarla ifade edebilmesini amaçlar.
     Çevremizi, dünyamızı anlamanın, anlamlandırmanın en temel gereklerinden biri zamanın getirdiği değişimi kavramaktır. Bu değişimi görmek demek, geçmişten günümüze gelebilen tüm tarihi yapılara önem vermek ve onları yaşamda var etmekle olasıdır. Yaratıcı Drama’nın bir grup etkinliği olması, yaparak, yaşayarak öğrenmeyi hedefleyip, ezberci eğitim sisteminden uzak olması, tarih ve tarihi eserleri öğrenme ve inceleme konusunda etkili bir yöntem olduğu düşünülmektedir.

     


    Ülkay KARADUMAN
    İlköğretim 5. Sınıf Öğrencileriyle Drama Yöntemiyle Oyun Sahneye Koyma




    Çiğdem Keven AKLİMAN
    Okul Personeli Arasındaki İletişim Becerilerinin Artırılarak BİZ Duygusunun Geliştirlmesinde Yöntem Olarak Yaratıcı Drama

    Bir ulusun gelişmişliğinin göstergeleri arasında eğitim kurumları yer almaktadır. Eğitim kurumları idareciler, öğretmenler, memurlar ve de hizmetlileri ile parçalanamaz bir bütündür. Günün değişen şartlarının yanında eğitim sistemi de sürekli değişmektedir. Her ne kadar yeni sistemde öğrenci merkezlilik esas olsa da eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerimizin yükü de aynı oranda artmaktadır. Artan iş temposu, ekonomik ve sosyal sıkıntılar öğretmenlerimizin verimliliğini düşürmektedir. Bir de bunlara kurum içi çalışanları arasında yaşanan iletişimsizlik eklenince çalışanların iş doyumu ve motivasyonu giderek düşmekte sonuç olarak da bu sınıflarımızda verilen eğitimin kalitesine de olumsuz olarak yansıyabilmektedir. Eğitim kurumlarımızdaki personeller arasında var olan veya sonradan oluşacak iletişim sıkıntıları birçok sebepten kaynaklanabilir. Bunların başında; kurumların büyüyüp öğretmen ve personel sayılarının artması, personelin iletişim becerileri konusunda yetersiz donanımı, kalıp yargılar, küçük alt gruplar, personeli bir araya getirecek etkinlik ve düzenlemelerin azlığı, idareci-personel arısındaki resmi ilişki v.b sayılabilir. Projedeki asıl amacımız çağdaş eğitimin en yeni ve önemli kavramı olan “Drama”yı bir yöntem olarak kullanarak seçtiğimiz okuldaki personel arasındaki iletişim becerilerini artırarak “BİZ” duygusunu geliştirilmesine katkı sağlamaktır. İletişim becerileri, personele düz anlatım şeklinde bir hizmet içi eğitim semineri şeklinde de verilebilirdi. Ancak sadece düz anlatım şeklinde verilen seminerler kişiler arası ilişkiyi tek yönlü bir bilgi aktarımına dönüştürmektedir. Semineri alan katılımcıların çoğunun verdiği geribildirimlerden de anlaşıldığı gibi birbirlerinin isimlerini bile öğrenmeden seminer sonlanmaktadır. Bireyde yerleşmesini istediğimiz hele bir beceriyse, drama kullanılabilecek en etkili yöntemlerden biri olacaktır. Çalışanların iletişim becerilerini etkili bir şekilde kullanmaları sayesinde, kendilerini daha rahat ifade edebildikleri, kurum içinde oluşabilecek sorunlara daha kolay çözüm bulacakları, işbirliği ve paylaşmanın artacağı görülecektir.



    Fatma BEBEK
    60-72 Aylık Çocuklarda Problem Çözme Becerisi Geliştirmede Drama




    Esin ÖZEL
    Anaokuluna Devam Eden 60-72 Aylık Çocuklara Drama Yöntemi İle Verilen Eğtimin Sosyal Gelişim Düzeylerine Etkisi  




    Hülya HAMURCU
    Yaratıcı Dramanın Sınıf Öğretmeni Adaylarının Fen Öğretiminde Özyeterlilik İnançlarına Etkiler

    Çocukluk yıllarından başlayarak çocuklara verilen Fen eğitiminin amacı onları bir bilim adamı yapmak değil, onları yaşama hazırlamak ve temel yaşama becerileri ile donatmaktır.
    Bu araştırmanın çıkış noktası; ileride sınıf öğretmeni olacak öğretmen adaylarına etkili ve kalıcı öğrenmeler oluşturmada kullanabilecekleri bir öğretim yöntemi olan Dramayı yaparak yaşayarak öğretmek ve onların fene yönelik özyeterlik inançlarını geliştirmektir. Bu nedenle araştırmada; Yaratıcı dramanın sınıf öğretmeni adaylarının fen öğretiminde özyeterlik inançlarına etkileri ele alınmıştır.
    Araştırma yaratıcı drama uygulamalarını içerdiğinden küçük bir öğrenci grubu (N:33) üzerinde çalışılmıştır.  Sınıf Öğretmenliği Anabilim dalında okumakta olan dört şubeden biri tesadüfi yolla çalışma grubu olarak belirlenmiştir. Çalışmada Nicel ve Nitel araştırma yöntemleri birlikte kullanılmıştır. Öğretmen adaylarının fene yönelik özyeterlik inançları likert tipi bir ölçekle belirlenmeye çalışılmıştır. Yaratıcıyı dramaya yönelik görüşleri ise, yöneltilen açık uçlu sorulara verilen cevapların üzerinde içerik analizi yapılarak elde edilmiştir.   
    Elde edilen sonuçlara göre; Yaratıcı drama uygulamalarının Sınıf öğretmeni adaylarının fen öğretiminde öz-yeterlik inançları üzerindeki etkisi incelendiğinde; sadece “Sonuç beklentisi” alt boyutunda istatistiksel açıdan anlamlı farklılık ortaya çıkmıştır. Her iki alt boyutta da son test puanları ön test puanlarına göre artmışsa da “Özyeterlik inancı” alt boyutunda anlamlı bir farklılık görülmemiştir. Bu durumda yaratıcı drama uygulamalarının, sınıf öğretmeni adaylarının özyeterlik inançlarına “sonuç beklentisi” alt boyutunda olumlu yönde etkilenmeler yarattığı söylenebilir. 
    Sınıf öğretmeni adaylarının almış oldukları yaratıcı drama uygulamaları öncesindeki ve sonrasındaki görüşleri incelendiğinde ise; öğrencilerin görüşlerinin olumlu yönde nasıl değiştiği açıkça görülebilmektedir. Drama uygulamalarının sağlayabileceği yararları öğrenciler bizzat yaparak- yaşayarak görmüşler ve kendilerine sağladığı kazanımlar olarak açıkça ifade etmişlerdir.

     

     



    Bilge CAN TAŞKIN
    Yaratıcı Drama Uygulamalı Öğretimin Öğrencilerin Fen Başarısına ve Bilimsel Süreç Becerileri Üzerindeki Etkileri

    Bu araştırmada, Fen ve Teknoloji programındaki Ses ve Işık ünitesindeki Yaratıcı Drama Uygulamalı Öğretimin öğrencilerin fen başarısı ve bilimsel süreç becerileri üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Araştırma yarı deneysel bir çalışma olup, Buca’da bir İlköğretim Okulu beşinci sınıf öğrencileri (n= 59) ile 2005-2006 öğretim yılının II. Döneminde toplam 6 hafta süresince yürütülmüştür. Beşinci sınıflardan 2 şube rastgele örnekleme yöntemi ile seçilmiştir. Deney grubunda dersler Yaratıcı Drama Uygulamaları ile işlenirken, kontrol grubunda geleneksel olarak işlenmiştir. Araştırmada kullanılan ön ve son testler bağımsız gruplar için t testi ile SPSS 10.0 paket programı kullanılarak analiz edilmiştir. Sonuç olarak, Yaratıcı Drama Uygulamalarının beşinci sınıf öğrencilerinin fen başarılarında ve bilimsel süreç becerilerinde anlamlı bir etkisi bulunmuştur.



    Fevziye DOLUNAY
    İnsan Hakları ve Drama

    Toplumumuzda “Çocuk Hakları” kavramı önem kazanmaya başlamıştır. Çocuklar tarafından “Çocuk Hakları” nın bilincine erken yaşlarda varılması ve sahiplenilmesi çok önemlidir. Çocuk Hakları’ nın erken yaşlarda farkına varılması; çocuğun her türlü ihmal ve istismara karşı korunmasını, sağlık ve eğitim yönünden kendini daha güvende hissetmesini sağlayacaktır. Bu projede bu bilinçlendirmenin mümkün olup olmadığı araştırılacaktır. Çocukların bu hakları aktif bir şekilde öğrenmesini ve bu hakları erken yaşlarda sahiplenmelerini sağlayabiliriz. Bu farkındalığı ve sahiplenmeyi sağlamak için dramanın verimli bir yöntem olduğu düşünülmektedir. Drama; oyun oynayarak öğrenme sürecidir. Hug-Hellmuth’ a göre; oyun çocukları gözleme aracı olarak kullanılabilir (Akt: Kızıldağ, 2004).

    Freud ise oyunu; zihinsel aygıtın ilk normal etkinliklerinden biri olarak düşünmektedir. Ayrıca, gözlemleyen kişi için de oyun önemli bir bilgi kaynağıdır. Oyunun çocuklar üzerindeki etkisini Erikson da belirtmektedir. Egonun bir işlevi olarak, sosyal süreçleri ve organizmayı aynı anda hareket ettirme çabası olarak gözlemlemiştir. Çocuk için oyunun kendisi gerçek bir etkinliktir. Oyun; çocuğun ileriye dönük adım atmasını sağlar (Akt: Kızıldağ, 2004). Işıklı’ ya göre de oyun; çocukların kendilerini rahat ifade edebildikleri, kaygı ve korkularının azaldığı, kendi yaşamlarını tanımlayabildikleri bir süreçtir (Işıklı, 2003).

    Bu bilgiler doğrultusunda; oyunun çocuklar üzerindeki olumlu ve dışavurumcu etkisini kullanarak, “Çocuk Hakları”nın drama yöntemiyle öğretilmesi uygun görünmektedir. Çünkü drama ‘oyun’u kendine temel edinen bir yöntemdir. Ayrıca drama; çocuğun bilişsel ve sosyal yönden gelişmesini, kendine güvenmesini sağlayan bir yöntemdir. Bu yönüyle drama, çocukların kendi benliklerinin farkına varmalarına, bedenlerini, zihinlerini kullanmalarına ve onların psikososyal gelişimine de yardımcı olmaktadır.  “İnsan Hakları“ sadece insan oldukları için kişilere aittir. Yani insan hakları her insanın doğuştan sahip olduğu haklardır ve evrenseldir. ”Çocuk Hakları” da her insan için 18 yaşına kadar geçerlidir. Bu haklar; ırk, cinsiyet, din, siyasi düşünce gözetmeksizin tüm insanlar için aynıdır. Hepimiz haklarımız konusunda eşit ve özgür doğarız. Bu anlamda çocuk hakları da evrenseldir. Çocuk haklarını öğretmek, korumak ve geliştirmek için yapılan çalışmalar; çocukların eleştirel düşünme, iletişim, sorun çözme ve müzakere yetilerini geliştirir ve bilinçli bir birey olmalarını sağlar. Çocuk hakları ve insan hakları konusunda anlayışın geliştirilmesi ve bu hakların ne denli önemli olduğunu, saygı duyulması ve savunulması gerektiğini hissettirmek daha çok eğitimcilerin ve öğretmenlerin işidir. Öğretmenler aracılığı ile çocuklar ve gençler arasında çocuk hakları ve insan hakları eğitimlerinin yaygınlaştırılması, içselleştirilmesi, korunması ve geliştirilmesi çok önemlidir (İnsan Hakları Eğitimi El Kitabı, 2004).  

    Çocuk Hakları’nın 36. maddesi “Herhangi bir şekilde zarar verilebilecek her türlü sömürüye karşı çocuklar korunmalıdır” şeklindedir. Hiçbir çocuk aile içi şiddet ve cinsel suistimale maruz kalmamalıdır. Bu konuyla ilgili bir çalışma sonucu: Şiddet yaşanan ailelerden gelen çocukların (%25-70’ inin, toplum örnekleminden gelen çocuklarında %10-25) klinik düzeyde daha fazla davranış sorunu olduğunu göstermektedir (Akt: Yıldız, 2004). Çocuğun fiziksel yönden istismarı sonucu uyum sorunu yaşadığı pek çok araştırma tarafından ortaya konulmuştur. Amerika’ da yapılan bir araştırmaya göre: “Şiddetin, çocuğun uyumu üzerindeki etkilerini anlamada, potansiyel olarak önemli bir değişken, ebeveyn tarafından çocuğa yöneltilen fiziksel saldırganlıktır. Aile içi şiddet ve çocuk istismarı, sıklıkla birlikte ortaya çıkmaktadır. Fiziksel olarak istismar edilmiş olan erkek çocuklar istismar edilmemiş olanlara göre, kendilerine yetişkinler arası bir çatışma sunulduğunda daha fazla korku göstermektedir“ (Aktaran: Yıldız, 2004: 81). 

    Çocuk Hakları’na göre; çocuğun sağlığının ve hastalıklardan korunması önemlidir. Bu yönden çocuklar; ailenin, devletin ve toplumun güvencesi altında olmalıdır. Çocuğun sağlığının korunması için ailenin çok önemli olduğunu vurgulayan araştırmalar vardır. Bu araştırmalara göre; sosyal sınıf ve yoksulluk çocuğun sağlığı ve korunması yönünde önemli etkilere sahiptir. Düşük gelirli anne ve babalarda sağlığı koruyucu yöntemler konusunda bilgi yetersizliği olduğu ve yanlış ilaç kullanımı görülmektedir (Akt: Büyükşahin, 2003). Bu sebeplerden ötürü daha küçük yaşlarda önlenemez hastalıklar ya da sağlık bozuklukları ortaya çıkabilir. Bu konuda hem ailenin hem de çocukların bilinçlenmesinin önemli olduğu düşünülmektedir. “Çocuk Hakları”nın bir diğer maddesine göre ise; devlet çocuğu her türlü cinsel istismara ve ihmale karşı korumalı ve buna maruz kalan çocuklara iyileştirici sosyal programlar hazırlamalıdır. Bu alanda yapılmış araştırmalarda; çocuklara uygulanan şiddetin ve cinsel suistimalin ileriki yaşlarda cinsel saldırganlığa yol açtığı ortaya çıkmıştır. Cinsel istismara uğrayan çocuklar; davranış bozuklukları ve sağlıksız bir cinsel gelişme göstermektedir (Z- Page, 2004). Terör ve savaş çocukların ruhsal ve sosyal yönden en çok etkilendikleri olaylardır. Savaş ve terör olaylarında çocukların “Çocuk Hakları” na göre 1. cilt derecede korunması gerekmektedir. Prof Dr. Bahar Gökler, savaş ve terörün çocuk ve toplum üzerindeki etkisini en kısa ve öz şu şekilde ifade etmiştir: “Çocukların ve gençlerin bu tür şiddet içeren deneyimler ve yaşantılarla kavrulduğu toplumlar ileride edilgin, ürkek, bağımlı sömürüye açık, silik erişkinlerden oluşan kimliksiz toplumlar olurlar” (2001: 62). 

    Bu incelemeler sonucu; Türkiye’de de  “Çocuk Hakları” nın ihmale açık olduğu düşünülebilir. Bu ihmalin de “Çocuk Hakları” konusunda bilinçlenmeyle az da olsa ortadan kalkacağı düşünülmektedir. Çocuk Hakları temel olarak; yaşama, korunma, katılım ve gelişme haklarından oluşur. Bu haklar çocuğun bir birey olarak ruhsal ve bedensel yönden gelişimini tamamlamasını amaçlar. Bu yüzden her yönden sağlıklı bireylerin yetişmesi için erken yaşlarda bu hakların farkına varılmasının ve sahiplenilmesinin önemli olduğu düşünülmektedir. Bu araştırma “Çocuk Hakları” kavramının çok fazla bilinmediği ve hayatlarında “Çocuk Hakları” kavramının olmadığı gözlemlenen Keçiören bölgesindeki çocuklar üzerinde gerçekleştirilecektir. Söz konusu bölgede yaşayan çocukların hayatlarında böyle bir farkındalık yaratmanın, onların daha bilinçli ve haklarını savunan bireyler olması açısından önemli olduğu düşünülmektedir.  *Uluslararası Çocuk Merkezi’nin  “Çocuk Hakları ve Akran Eğitimi Projesi” de bu araştırmanınkine benzer bir amaca hizmet etmektedir. Söz konusu projede  “Lider çocuklar” ın kendi sorunlarını belirleyip onlara hakları doğrultusunda çözüm aramaları, daha bilinçli bireyler olarak yeni bakış açıları kazanmaları amaçlanmaktadır. Bu “Çocuk Hakları ve Akran Eğitimi” nin ardından “Çocuk Hakları” nın drama yöntemiyle de öğretilebileceği düşünülmüştür. Bu çerçevede; araştırmanın genel amacı: “Çocuk Hakları” nda temel haklar olan yaşama, korunma, katılım ve gelişme haklarının çocuklara, drama yöntemiyle öğretilip öğretilemeyeceğini araştırmaktır. Bu amaç doğrultusunda sınanacak olan beklentiler şunlardır: 1. “Çocuk Hakları” konusunda, çocukların drama eğitiminden sonra, eğitimden öncesine göre anlamlı olarak daha bilinçli olmaları beklenmektedir. 2. Drama eğitimiyle birlikte; çocukların kendilerinin ve başkalarının haklarını nasıl koruyacağını öğrenmesi ve başkalarının da haklarına saygı duyması beklenmektedir.3. Eğitim sonunda; çocukların hayatlarında, sorumluluk, hak, özgürlük, kişilere saygı gibi kavramların yer etmesi ve herkesin eşit haklara sahip olduğu fikrinin benimsenmesi düşünülmektedir.


    Mine GÜNTAŞ
    Bireyi Tanıma ve Değerlendirmede Drama Yönteminin Kullanılması




    Eylem TEMİZ
    Ergenlerin Atılganlık Becerileri Geliştirmede Yaratıcı Drama Yönteminin Kullanılması

    İnsan, yaşamı boyunca sürekli bir gelişim ve değişim içindedir. Özellikle gençlik (Ergenlik) dönemi, bu gelişim sürecinin en önemli bir evresini oluşturmaktadır. Çocukluktan erişkinliğe geçiş olan bu dönem, bireyde gözlenebilen hızlı gelişimi kapsamaktadır. Değişim öncelikle bireyin bedeninde başlayarak bilişsel ve duygusal boyutları da etkiler. Bu dönem gencin kimlik oluşturması, bir yaşam tarzı kazanmasında önemli bir dönemdir. Ergenlik, gelişen benlik algısı bireyin yetişkinlik temelini de oluşturmaktadır. Benlik algısını; kişinin kendini algılaması, çevreyle kurduğu sosyal beceri, sosyal ortamda(arkadaş) kendini kabullendirme ve var olabilme gibi etkenler biçimlendirmektedir.
    Ergenlik dönemi sonunda toplumsal davranışlarda olgunlaşma ve grupta genişleme görülür. Bu dönemde birey ait olduğu gruba fazla önem verir, grup normlarına uymak için büyük çaba harcar. Bu uyum yalnızca dış görünüş ve davranışları değil, aynı zamanda fikirleri de kapsar. Birey genel olarak grubun benimsemediğini beğenmez, yapmadığını yapmaz. Grup normlarında ayrılmaktan çekinir; gereksinme ve isteklerine grup standartları doğrultusunda doyum sağlamak amacıyla sürekli girişimlerde bulunur (Köknel, 1979).
    Liselerdeki okul rehberlik servislerinin hedeflerinden biri öğrencilerin ergenlik dönemini sağlıklı bir şekilde geçirmelerine yardımcı olmaktır. Okul rehberlik servislerinde yapılan danışmalarda özellikle içe kapanık, çekingen ve sosyal becerileri zayıf olan öğrencilerin ergenlik dönemlerini daha zor geçirdiklerini saptanmıştır. Bu öğrencilerin, ilk olarak kendi sınıflarında daha sonra okul ortamlarında kendilerini ifade edemedikleri için öncelikle ortama sonraki aşamada kendilerine yabancılaştığı gözlenmiştir.

     


    Arzu ÖZAĞI
    Okul Rehberlik Servislerinde Öfke Yönetimi Becerisi Geliştirmede Yaratıcı Dramanın Bir Yöntem Olarak Kullanılması

    Öğrencilerin özellikle duygularını uygun bir yolla ifade etme ve olumsuz duygularını kontrol etmede yaşadıkları problemle bağlantılı olarak öfke yönetimi becerileri geliştirmede yaşadıkları zorluklar gerek okul içinde gerekse okul dışında problemler oluşturmaktadır. Bu nedenle öğrencilerin öfke denetimi becerilerini geliştirmelerine yönelik çalışmalar yapmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Rehberlik servislerinde çalışan psikolojik danışmanların görev ve amaçları arasında yer alan öğrenci kişilik hizmetleri kapsamında değerlendirme yapıldığında, rehber öğretmenlerin öfke denetimi konusuna eğilmesine gerek olduğu düşünülmektedir. 

    Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda bireysel gelişimi destekleyici niteliği; yaşayarak öğrenmeyi esas alması ve eğlendirici yönüyle; duruma göre 10-20 arası kişiyle çalışma imkanı veren yaratıcı Dramanın Psikolojik Danışmanlık veRehberlik  hizmetlerinde bir grup çalışma yöntemi olarak kullanılmasının ne denli önemli olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Bu doğrultuda rehberlik ve psikolojik danışmanlık servislerinde görev yapan psikolojik danışmanların öfke denetimi becerisi geliştirmede yaratıcı dramayı bir yöntem olarak kullanmasının öğrencileri nasıl etkilediğine ilişkin çalışmalar yapılmasında yarar vardır. Özellikle grup ortamındaki çalışmaların  akran desteğinin ve akran grubuyla işbirliğinin model almanın katkısıyla getireceği yararlar da göz önüne alındığında yaratıcı dramanın öğrenciler etkililiği de kaçınılmazdır. 

    Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Hizmetlerinde Yaratıcı Dramanın kullanılması, üzerinde çok az çalışılmış bir konudur ve Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik  hizmetlerinde Yaratıcı dramanın kullanılmasının öğrencilerin öfke denetimi becerileri  üzerindeki etkilerini ortaya koymakla ilgili alan yazına katkı sağlayacağına inanılmaktadır. 

     

     


    İlke Evin GENCEL
    Yaratıcı Drama Yönteminin Sosyal Bilgiler Dersi Başarısı ve Derse Yönelik Tutum Üzerindeki Etkisi




    Gökçen ÖZBEK
    Peter SLADE - Child Play


     

    İlke EVER
    Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezlerinde Drama Uygulamaları 

    Eğitim süreci çok boyutludur, süreklidir, yaşam boyu devam eder. Zaman ve yer açısından sınırsızdır ve her şeyden önemli olarak da kültürü oluşturur. Öğretme süreci ise öğrenme etkinliklerini yönlendirme ya da kılavuzlanma işidir. Burada sözü edilen öğrenme kavramı, yaşantı ürünü az çok kalıcı izli davranış değişikliği olarak tanımlanmaktadır. 
    Öğretim etkinliklerini planlarken, öğrencilere kazandıracağımız hedef ve davranışları hangi öğrenme ortamında kazandıracağımız ve öğrenme ortamının nasıl düzenleneceği çok önem kazanır. Öğrenmelerin kalıcı olması için çok duyu organına hitap eden bir ortamın düzenlenmesi, bunun da çoklu ortamda sağlanabileceği gözlenmektedir. Görsel ve işitsel araçlarla oluşturulacak öğrenme ortamının önceden iyi planlanmış olması öğretimin daha etkili olmasını sağlayacaktır.
    Araştırma sonuçlarına göre, zaman sabit tutulmak üzere insanlar okuduklarının %10’unu; duyduklarının %20’sini; gördüklerinin %30’unu; hem görüp hem duyduklarının %50’sini; görüp, işittikleri ve söylediklerinin %80’ini; görüp, işitip, dokunup, söylediklerinin %90’ını hatırlamaktadır.
    Yaratıcı dramada birey farkında olmadan; bir yandan duyularını eğitme sürecindedir, diğer yandan da öğrenme sürecinde etkin katılımcıdır. Öğrenci kendi yaptığıyla öğrenirken duyu organlarını harekete geçirir ve unutulmayacak yaşantılar kazanır. Bu yaşantıların kazanılması aynı azmanda, bireyin sözel ve sözel olmayan iletişim becerilerini de geliştirmesi demektir.
    Kültürümüzde güzel bir söz vardır: “Oynamayan tay at olur mu?” Şöyle bir çocukluğumuza döndüğümüzde enerjimizi tüketene kadar oynadığımız oyunların bize verdiği mutluluğu hepimiz gülümseyerek anımsarız. Çocuk,anne karnında oynamaya başlar ve toplumsal yaşam elveriyorsa oynamayı tüm yaşamı boyunca sürdürebilir. Hem de oyunu bir öğrenme aracı olarak kullanarak. Öğrenme, duyguların harekete geçirilmesiyle sağlanır, bunun için de yaparak ve yaşayarak öğrenmek gerekir, bunun en güzel yolu da yaratıcı dramadır. Bireysel farklılıkları olan çocuklar da diğer çocuklar gibi, sevmek, sevilmek, ait olmak, kabul edilmek ve oynamak isterler. Değişik gelişim alanlarında akranlarından geridirler ancak onların yüreği de oynamak, yaşayarak öğrenmek ister, üstelik buna normal çocuklardan daha çok gereksinim duyarlar.
    Bütün çocuklar gibi zihinsel özürlü çocuklar da bir gruba dahil olmak, ona katılmak ve grup tarafından kabul görmek isterler. Zihinsel özürlü çocuğun bir özelliği de hayal gücü ve yaratıcı düşüncede yetersiz olmasıdır. Dramada çocuğu yönlendirmek için zihinsel özürlü çocuğu tanımak ve özelliklerini bilmek çok önemlidir. Dramada zihinsel özürlü çocuktan geri iletim beklenenden daha sonra alınabilir. Drama uygulamalarında zihinsel özürlü çocuğun diğer çocuklardan daha çok yardıma ve güdülenmeye ve daha fazla  ve sık tekrara gereksinimi olabilir. Zihinsel özürlü çocuklar da diğerleri gibi oyun oynarken oynadıkları rolü yaşarlar. Oyunda kendilerini ifade edip, duygularını ortaya koyarlar. Bütün yaratıcı oyunlar dramatik değildir, fakat çocuğun kendini ifade etmesine diğer bir şekilde yardımcı olurlar.
    Daha önce de belirttiğimiz gibi çocuk doğduğu andan itibaren çeşitli uyarıcılarla karşılaşır. Hareketleri taklit eder. Çocuk büyürken taklit, oyuna dönüşmeye başlar. Dramatik oyun da çocuğun yaratıcı dramaya doğru ilk adım atmasına olanak veren en önemli etkinliktir. Ayrıca işitme engelli ve normal işiten çocukların kaynaştırılmasında ilk iletişim becerilerinin kurulmasında rol oynayan temel basamak olarak dramatik oyun karşımıza çıkmaktadır.
    Oyun, bu grupla çalışırken hem bir öğretim aracı hem de zevk alarak katıldığı bir faaliyet olarak yer almaktadır. Aynı zamanda ödüllendirici bir yöntemdir. Bir çocuğun gelişiminde oyun önemli bir rol oynamakta iken, mental retardasyonlu çocuklar için bu önem biraz daha artmaktadır.

     

    Tuğba Tekinarslan 

    15-18 Yaş Grubu Gençlerin İletişim Becerilerinin Geliştirilmesinde Drama

     

    Dramanın Tanımı Drama konusunda pek çok tanım bulunmaktadır. Aslan (2009), a göre drama en yalın anlamıyla; dramatik bir durumun, bir grup tarafından tiyatro teknikleri kullanılarak paylaşılması sürecidir. Dünya literatürüne baktığımızda dramanın yaygın olarak iki şekilde kullanıldığını görürüz demektedir. Aslan, bu yaklaşımlardan ilkinin İngiliz dramacı Peter Slade’in geliştirdiği ve dramanın bireyin gelişimi desteklemek için kullanıldığı yaklaşımdır. Slade dramanın tıpkı matematik, hayat bilgisi dersi gibi kendi başına bir ders olarak uygulanmasını önerir. Burada dramanın amacı katılımcının; yaratıcılık, kendiliğindenlik, duygudaşlık, dil ve konuşma becerileri, toplulukla çalışma becerisi vb. becerilerini desteklediğini söylemektedir. Aslan, ikinci yaklaşımını ise; İngiliz dramacı Dorothy Heathcote ve Gavin Bolton tarafından geliştirilen eğitimde drama yaklaşımıdır. İngiltere’de Harriet Finlay Johnson tarafından başlatılan Heathcote ve Bolton tarafından geliştirilen bu yaklaşımda drama sınıfta öğretmenin bilgileri öğretirken kullanacağı bir yöntem olduğunu söylemektedir. 

    Drama Oturumunun Aşamaları Aslan (2009), drama oturumunun aşamalarını;
    a) Isınma
    b) Çalışma

    c) Değerlendirme şeklinde gruplandırmaktadır. 

    Aslan, ısınma aşaması için; katılımcıların dikkatlerinin çalışmaya odaklanması, asıl çalışmaya düşünsel ve duygusal olarak hazırlanma ve de fiziksel rahatlama amacıyla yapılan çeşitli oyunların olduğu birinci aşamadır. Isınma aşamasında daha çok oyun tekniği kullanılır. Isınma çalışmaları ile asıl çalışmanın ilişkili olması halinde katılımcılar asıl çalışmaya daha kolay uyum sağladıklarını söylemiştir.  

     

    Aslan (2009), çalışma aşaması (Asıl Çalışma) için; Isınma ve değerlendirme dışında, asıl drama çalışmasının yapılacağı aşamadır. Burada o drama çalışması için öngörülen plan uygulanır. Rol oynamalar, doğaçlamalar ve daha pek çok teknik kullanılır. Yukarıda söylendiği gibi çalışmalar biçimsel olarak bireyden gruba; içerik açısından ise basitten karmaşığa doğru bir akış izlediğini söylemiştir.

     

    Aslan (2009), değerlendirme aşaması için; çalışma sonunda ısınma aşamasından başlayarak tüm oturumun katılımcılarla değerlendirildiği aşamadır. Katılımcıların çalışmadaki duyguları ve düşünceleri paylaşılır. Olaylar, durumlar ve olgular karşısında nasıl bir davranış geliştirdiklerini grupla paylaşmak isteyenler dönüt verir. Lider hiçbir katılımcının duyguları, davranışı hakkında yorum yapmamalı ve onları yargılamamalıdır.  Katılımcılardan gelen; kendisine, arkadaşlarına ve lidere fiziksel ya da duygusal yönden zarar vermediği sürece her duygu, düşünce ve davranışa değer verilmesi gerektiğini söylemiştir.

     

     

    Fatoş Akdoğan

    11. SINIF ÖĞRENCİLERİNİN İLETİŞİM BECERİLERİNİN GELİŞTİRİLMESİNDE DRAMANIN YÖNTEM OLARAK KULLANILMASI
     

    İletişim toplumsal ilişkilerin ayrılmaz bir parçası olarak her yerde her zaman kullanılan bir öğedir. Doğru ve sağlıklı iletişim kurmak için de iletişimle ilgili bilgi ve becerilerin gözden geçirilmesine ihtiyaç vardır. Her ne kadar temel eğitimde iletişimle ilgili öğretim programları yoksa da, eğitimin içinde doğal olarak iletişim konuları yer almaktadır. İletişim konuları ele alınırken bir yöntem olarak dramadan da yararlanılmaktadır. Bir öğretim yöntemi olarak drama, iletişim becerilerinin geliştirilmesinde katkı sağlayacak öğretim programları ortaya koyabilecek donanımdadır. "Drama süreçlerinde gerçekleşen öğrenmenin ve sosyalleşmenin dışında, drama, güven ve kendine saygıyı geliştirir; bir grubun üyesi olmanın getirdiği toplumsal gizilgücü vurgular, iletişim ve problem çözme yetilerini geliştirir"  (San, 1996 : 11).

    İletişim; iletişim sürecinde oluşan ortamın, kaynak ve alıcının niteliğine, sayısına, türüne, iletişim sisteminin düzeyine, iletişim içeriğine, iletişim amacı ve anlamına göre çeşitlilik gösterir. İletişim çeşitli alanlarda gerçekleşir. Bu alanlardan biride sanat eğitimi süreçleridir. Yaratıcı drama çalışmalarında iletişim öncelikli olarak yer alan süreçlerdedir  (Uçan, 1988: 201).

    Yaratıcı drama ve iletişim çalışmalarında ortaya konulan tüm ürünler iletişimin tüm özellikleri kapsamında paylaşılmaktadır. Bu çalışmaların özünde birlikte üretme ve paylaşma isteği vardır. Bu istek katılımcıların ve izleyicilerin bir arada olacağı bir ortamda gerçekleştirilir. Bu durumda bir iletişimin oluşması olasıdır. Katılımcılar gerçek anlamda izleyici değildir. Öte yandan katılımcı olan bu izleyiciler görmek ve işitmek isteyeceklerdir.  İşte bu noktada katılımcılar işitilmeyi, görülmeyi, kendilerini net bir şekilde anlamaları gerektiğini kısaca iletişim gerçeğini öğreneceklerdir. Bu nedenle bir çok eğitimcinin kullandığı yöntemlerden bir kaçı oynama, tartışma, yeniden oynamadır  (Akt.  Akoğuz, 2002).       

    Yaratıcı drama grubunda deneyim kazanıldıkça iletişimin artması beklenmektedir.  İletişim düşünce ve bilginin aynı değerde anlaşılır hale getirilmesi, paylaşılması ve karşılıklı etkinin sağlanmasıdır ve yaratıcı drama tüm özellikleri ile buna katkı getirebilir.

     

     

     

    Sabriye Ayda SAKA
    48-60 Aylık Çocukların Matematik Eğitiminde Drama  


    Çocukların erken matematik gelişimi ile ilgili yapılan çalışmaların çocukların okula başlamadan önce temel matematiksel kavramları kazanmaya başladıklarını göstermektedir. Çocukların informal matematik deneyimleri özellikle saymayı içermekle birlikte matematiksel kavram ve becerileri kazanırken pasif alıcılar olmadıkları aktif yapılandırmayla öğrendikleri göze çarpmaktadır. Çocukların matematikle ilgili kavram ve becerileri öğrenmelerinde kendileri ile ilişkilendirmeleri, ilgi göstermeleri ve kullanmaları önemli rol oynamaktadır (Akt. Sezer, 2008: 27). 
    Okul öncesi yıllar birçok matematik kavramın temelinin kazanıldığı sihirli yıllardır. Bu yıllarda önemli olan bilgi öğrenmesi değil, araştırma, inceleme ve gözlem becerilerini geliştirerek sağlam bilimsel temeller oluşturması ve bilimsel düşünme becerisi kazanabilmesidir. Öğretmen matematiği çocuklar için ilgi çekişi hale getirmeli ve çocuğun yaşamına eğlenceli bir etkinlik olarak sokmalıdır. Matematik eğitimi sadece okuma yazmaya hazırlık ya da matematik etkinlikleriyle sınırlı kalmamalı öğretmen matematik etkinliklerini günlük programdaki etkinliklerle de bütünleştirmelidir (Yalım, 2009: 39). 
    Drama çalışmalarında gerçek durumların yansıtılması, gerçek durumların olduğu yerlere gidilmesi, bu durumların hayal edilmesi eğitimin kalıcı olmasını sağlamaktadır. Olmayan bir şeyi görmek, duymak, hissetmek, tadını almak ya da koklamak şeklinde gerçekleştirilen hayal etme zihinsel işlemleri gerektirir. Bunların yapması çocuğun zihinsel kapasitesini geliştirir.  Böylece birçok konu daha canlı, yaşantısal hale gelir. Matematik konularındaki birçok kavram ve kavramlara ait tanımlayıcı, açıklayıcı bilgiler drama ile daha çabuk öğrenilebilir (Erdoğan, 2006: 40). 
    Bu düşüncelerden yolla çıkarak anaokuluna devam eden 48 – 60 aylık çocukların matematik eğitiminde drama yöntemini kullanarak matematik ile ilgili kavram ve becerileri öğrenmeleri ve matematiğe karşı olumlu duygu geliştirmeleri amaçlanmıştır.


    Kemal Oruç

    Oyunculuk Eğitiminde Yaratıcı Drama


    Bu çalışma, oyunculuk eğitimi verilen her kurumda, oyunculuk eğitimi alan oyuncu adaylarının, yaratıcı drama yöntemiyle, hem sosyal hem de mesleki açıdan daha iyi olmalarını; kendilerini daha iyi tanıyan, yaratıcı düşünebilen, hazırbulunuşlukları yüksek, grup uyumu ve iletişimi sürekli gelişen bireyler olmalarını hedeflemektedir.


    Çalışma dört bölümden oluşmaktadır: Birinci bölümde yaratıcı drama, ikinci bölümde oyunculuk, üçüncü bölümde uygulama hakkında bilgi, dördüncü bölümde ise sonuç ve öneriler bulunmaktadır. 
    Çalışmanın kuramsal ve uygulamalı olarak eğitmenlere ve oyuncu adaylarına yarar sağlayacağı düşünülmektedir

      

     

     

     

     

     

     


    www.e-jett.com