1991-1992 Sezonu: BAY BIEDERMAN ve KUNDAKÇILAR

1991-1992 Sezonu: BAY BIEDERMAN ve KUNDAKÇILAR

bay_biederman_1_304_156Yazan: Max FRISCH
Yöneten: Semih ÖZGENEL
Naci ASLAN
Işık / Efekt: Murat AVŞAR
Müzik: Ateş YAYLIOĞLU
Dekor: Grup

OYNAYANLAR

Bay Biederman: Hasan Ali ÖZ
Babette: Arzu KARADERE
Schmitz: Ziya SANIVAR
Willi: Naci ASLAN
Anna: Cennet TÜRKER
Polis, Edebiyat Doktoru, Koro:
Tuncay Tarık GÜNEY – H. Tümay BERKİN

bay_biederman_2_304_156

Oyundaki yüksek performansları ile dikkat çeken sevgili Ziya SANIVAR ve sevgili Hasan Ali ÖZ’ü burada bir kez daha anmak gerekir. Son derece başarılıydılar. Oyunun yönetmeni Semih ÖZGENEL ise büyük bir özveri ile çalışmıştı.

Max FRISCH “Bay Biedermann ve Kundakçılar” için ‘öğretici olmayan, bir öğretici oyun’ diyor. Bir olayın lutfen_dkma_1_304_156çeşitlemelerinin o olayın bitmiş biçiminden çok daha fazlasını söylediğine inanan yazar; Brecht ve Strindberg’in etkisinde yazmıştır. Oyunları; insanın umursamazlığını, aldırmazlığını siyasal bir sorunsallık ve acı bir alayla ele alarak evrensel bir düzeye oturtmaya çalışan ve aslında sığ duyarlılıkla, sorumsuz ve bencil Avrupa burjuvazisini aydın zekasıyla eleştiren oyunlar olmuştur.

Dönemin Alman yazarları gibi Frisch’de aynı temayı durmadan yeni yeni bakış açılarından ele alıp incelemiştir. Yazar, oluşturucu düşüncenin filizlenmesindeki en büyük engeli, öykünmeye dayanan benzetmeci sanat anlayışında görür. Bu nedenle sürekli arayış içindedir. Düş gücü ve kurmacanın olanaklarının sonuna değin nasıl olması gerektiği sorusu yaşamının her aşamasında yeni denemelere yönelmesini sağlamıştır. O’na göre öykünmeciliğe dayanan dramatik tiyatroda kişiler, birbirleriyle çatışan güçler, olaylar, kısaca her şey belli bir zaman akışı, içinde dondurularak, belli bir neden sonuç ilişkisi içinde belirlenmiştir. Zamana bağlılık, her şeyin tek bir düzlemde, tek bir akis içinde belli bir başlangıcı, gelişimi ve sonu olması, sadece yasama özgüdür ve bu sanatta yinelendiği anda, inandırıcılıktan uzak, yapay bir nitelik kazanır. Çünkü sanat kaynağını düşünme ve kurmacada bulduğu için, özü gereği zaman akışının sınırlarını tanımaz. M. FRISCH bu bağlamda tiyatronun olayları zamanın ötesine götürerek, düşüncenin penceresini açma gücünü savunur.
(Kaynak; Aziz Çalışlar, Gerçekçi Tiyatro Sözlüğü, İstanbul, 1980)